mutlu-bahtiyarBilginin her zamankinden daha fazla güce dönüşebildiği bir çağda en büyük tehlikelerden biri algıları değiştirme potansiyeli taşıyan ve önemli sonuçlar doğurması muhtemel olan çarpıtılmış bilginin (dezenformasyon) varlığıdır. Bu makale ile dezenformasyonun ne olduğu, nasıl sonuçlar doğurduğu ve gerçek bilgiye evrilmesinin mümkün olup olmadığı tartışılacaktır. Aynı zamanda dezenformasyonun engellenmesi ile etkilerinden nasıl korunacağı üzerine bir perspektif geliştirmek amaçlanacaktır.

Giriş

İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerininin ortaya çıkardığı bir sonuç olarak görebileceğimiz “bilgi” kavramı; her zaman insanın canlılar dünyasında  ve kendi türü içerisinde farkındalığını ortaya koyan bir nitelik taşıdı. Bu farkındalık kimi zaman kendisini güç olarak kimi zaman da hükmetme şeklinde gösterdi. İnsanlık tarihi bilginin etkisiyle yazıldı ve yazılmaya devam ediyor. İnsanlık; tarımsal bilgiye sahip olunca bir çağ, coğrafi bilgiye sahip olunca başka bir çağ, endüstriyel bilgiye sahip olunca başka bir çağ yaşamaya başladı. Bilgiye sahip olan toplumlar savaşlar kazandı, devletler, imparatorluklar kurdu. Sahibine dünyanın tüm nimetlerine ulaşma imkanı sunan “bilgi” nin taşıdığı bu gücü elinde bulunduranlar her zaman bir adım önde oldu.

 

Ancak eski toplumlarda bilgiye sahip olanlar ile ondan habersiz olanlar arasında ciddi bir uçurum varken, günümüz dünyasında bu durum daha farklı bir hal aldı. Gelişen iletişim teknolojileri ile bilgi tarihte olmadığı kadar dolaşımda olmaya başladı. Hatta öyleki bir çok düşünür içinde yaşadığımız çağa “enformasyon çağı” adını taktı. Tabi ki enformasyonun dolaşımının bu kadar kolay olduğu ve onu üretenler ile tüketenlerin bu kadar çok olduğu bir dünyada sahip olunan bilginin yaratttığı sonuçlardan ziyade çarpıtılmış bilginin (dezenformasyon) yarattığı sonuçlar daha etkin bir hal aldı.

 

Enformasyonun çarpıtılması sonrasında ortaya çıkan sonuçların büyüklüğü bilginin gücünü kanıtlarken gerçeklik olgusunda aşınmalara neden oldu. Amaçlanan algının oluşması için çarpıtılmış bilgi ile tasarlanan gerçekliklerle baş başa kaldık. Toplumsal iradenin kite iletişim sistemleri vasıtasıyla kamuoyu oluşumunun anlık oluşması ve kendisini göstermesi sebebiyle ortaya çıkan güç, algı kavramını hiç olmadığı kadar ön plana çıkardı. Öyle ki toplumlar oluşturulan algılar ile yönetilir hale geldi. İşte tam da burada dezenformasyonun gücü ve önemi ortaya çıktı. Yönlendirilmesi en kolay toplumlar olarak görülen demokratik toplumlarda süreç adeta şu şekilde işlemeye başladı; Enformasyonu elde et, dezenformasyona çevir, ortaya çıkan algı ile kamuoyu oluştur ve kamuoyu gücü ile de sonuç elde et.

 

Dezenformasyonun toplumların dimağlarında oluşturduğu algılar ile karar alma süreçlerinin etkilenmesi, beraberinde dijital dünyada bilginin güvenilirliğinin tartışılmasına neden olurken gerçek bilgiye ulaşma yollarının bulunması yönünde yapılan çalışmaları da arttırmıştır. Toplumların çarpıtılmış bilgiler ile oluşturulan algılar tarafından kolaylıkla yönetilmesinin önüne geçilmesi için medya okur-yazarlığı gibi kavramlar hayatımıza girmiş ve bilginin sanal halinin ne kadar gerçek ve doğru olduğu sürekli tartışma konusu seçilmiştir.

 

Dezenformasyon Nedir? 

 

Dezenformasyon dilimize Fransızca’dan geçmiş ve günümüz dünyasında sıkça kullanılır hale gelmiştir. Kelime anlamına bakıldığında Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğü’nde “Bilgi Çarpıtma” diye karşımıza çıkmaktadır. Ancak dezenformasyon çok değişik tekniklerle farklı alanlarda ve farklı amaçlarla yapılmaktadır. Kelime anlamı amaçlar ve niyetleri içermediğinden dezenformasyon kavramını tam açıklayamıyor. Çünkü sözü edilen çarpıtmanın kasıtlı olarak yapılanına dezenformasyon deniyor ve ilk çıkışı itibariyle genellikle iyi bir amaç için yapılmıyor.

 

Toplumları istenilen amaçlar etrafında toplamak için kullanılan iletişim yöntemlerden biri olan propaganda da verilen telkinler ile kitleler amaçlanan niyetleri farketme konusunda daha az bir çaba içerisindedir. Ancak dezenformasyon amaçlanan niyetleri açık etmez, insanın karar verme sürecini etkileyen kuşkucu özelliğini tetikler. Ya kararsız bireyler yaratır ya da amaçladığı yöne doğru adım atılmasını sağlar.

 

Dezenformasyonun önemi özellikle kitle iletişim araçlarında yaşanan gelişmelerle artmıştır. Demokratik toplumlarda halkın iradesinin tecellisi şeklinde ortaya çıkan kamuoyu; ancak ve ancak bilginin geniş kitlelere süratle ulaşması ve bireylerin bu bilgiye tepkilerinin öğrenilebilir olmasıyla değer kazanmıştır. Sadece seçim zamanında sandıklarda beliren halkın iradesi kitle iletişim araçlarının mümkün kıldığı imkanlarla kamuoyu şeklinde çok daha sık aralıklarla kendisini gösterir olmuştur. Bu yüzden özellikle sosyal medyanın demokratikleşmeye ciddi anlamda katkı sağladığı bir çok kişi tarafından kabul edilmiştir.

 

 

Dezenformasyon Yıkıcı Etkilere Neden Olabilir

 

Sanal dünyada olabildiğince çok bilgi arasından dezenformasyonun fark edilebilmesi için öncelikle viral etki yaratacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. Çünkü sosyal medya kullanıcıları bilgiyi çok hızlı bir şekilde tüketmektedir. Hızlı ve çok fazla tüketilen bilgi içerisinde dezenformasyonun hem fark edilebilir olması hem de doğru yöntemlerle dolaşıma sokulması gerekmektedir. Ayrıca viral etkinin oluşabilmesi için konjonktürel ortamın da etkisi vardır. Söz gelimi Gezi Olayları kapsamında polisin göstericilere müdahale ettiği sırada, olaylarla alakası olmayan yaralanmış vatandaş fotoğraflarının paylaşılması örnek gösterilebilir.

 

Dezenformasyonun gücü bilginin ürettiği güçten daha az değildir. Nasıl ki bilgi bir çeşit güç üretiyorsa, dezenformasyon gerçek veya doğru olmasa da başka türlü bir bilgidir ve o da ciddi sonuçlar doğurur. Özellikle kamuoyu gücünün karar alma süreçlerine etki ettiği demokratik toplumlarda çoğunluğun sahip olduğu bilgi kamuoyu oluşturacağından dezenformasyonun önemi daha da artmaktadır. Tüm bunlara bilginin anlık dolaşıma girmesini sağlayan sosyal medya gibi teknolojilerin varlığı gücü bir yerde toplayarak transferini mümkün kılmıştır. Nitekim Arap Baharı adı ile anılan kalkışma hareketlerinde mevcut teknolojiler üzerinde dolaşan bilginin nasıl bir etki doğurduğu görülmüştür. Bu kapsamda örgütlenen kalabalıklar, domino etkisiyle oldukça geniş bir coğrafyayı içine alan bir devrimler silsilesi başlatmışlardır. (1)

 

Diğer yandan Türkiye’de sosyal medyanın gücünü ortaya koyan Gezi Olayları esnasında dezenformatik bilgilerin dolaşıma sokulması siyasi ve toplumsal ciddi sonuçlar açığa çıkarmıştır.

 

Dezenformatik Bilgi Gerçeğe Evrilebilir mi?

 

Günümüz dünyası tarihte olmadığı kadar büyük bir kasırganın tam ortasında. Bu kasırgayı oluşturan ana element ise bilgi. Dakikada milyonlarca içeriğin paylaşıldığı dijital dünyada insanlığın ana sorunsalı bu kadar çok bilgi ile nasıl baş edileceğidir. Bu durum özellikle bilgiyi üreten ve tüketenlerin milyarları bulması ve gelecekte nesnelerin interneti denilen kavramın hayatımızın her alanına daha fazla girmesiyle birlikte içinden çıkılamaz bir hal alacağa benziyor.  Böylesi bir durumda gerçek bilginin değeri daha da artacak. Gerçek bilgiye ulaşmak tabiri caizse arkeolog misali kazı çalışması yapmayı gerektirecek. Mevcut durum daha kötüye gitmeden dijital dünyadaki anonim olma durumunun ortadan kaldırılması için devletlerin daha radikal kararlar alması gerekebilir.

 

Dezenformasyonun gerçeğe evrilmesi meselesi sonuçlara salt çözümler üretmek olarak değil, öncesinde atılması gereken adımları da içermektedir. Yani enformasyonun bozulmadan veya tahrip edilmeden önce gerçek haliyle kalmasını sağlayacak tedbirler de bu başlığın konusuna girmektedir.

 

Bir perspektif oluşturacak olursak;

 

Önleyici Tedbirler:

Enformasyonun ortaya çıktığı ve çarpıtılmamış haliyle dolaşıma sokulabilmesi için dimağlarda yaptırımı düşündürten bir takım önleyiciler süreci daha sağlıklı hale getirebilir.

 

Denetleme ve Tespit:

 

Gücünü daha çok sivil insiyatiften alan ancak uluslar arası kamuoyu meşruiyeti bulunan ve devletler tarafından da desteklenen sadece dezenformasyon denetlemesi ve tespiti yapan bağımsız kuruluşlar hayatımızda yer almalıdır. Dijital dünyadaki trafik dolayısıyla bu kuruluşlar sadece  algılar üzerine gidecek ve ortaya çıkan algıları oluşturan bilgileri doğrulama bağlamında görüş belirtecek şekilde yapılandırılmalıdır. Yapılabilirliği zor gibi görünse de insanlık dezenformasyonun doğurduğu ciddi problemleri yaşadıkça bu yönde önlemler almak zorunda kalacaktır.

 

Tekzip Mekanizmasının İşletilmesi:

 

Basın, haber verme ve kamuoyu oluşturma işlevini yerine getirirken zaman zaman kişi veya kurumlar hakkında gerçeğin dışına taşan bilgiler verme yanlışına düşebilmektedir. Zira basın alanında denetim ve özdenetimin temel varlık nedeni de bu yanlışlıkları önlemek, en aza indirmek ya da olabildiğince hızlı bir şekilde telafi etmektir. Ancak özdenetim uygulamalarının yetersiz kaldığı durumlarda, basın yoluyla ihlal edilen kişilik hakları devlet tarafından bazı yasal düzenlemelerle teminat altına alınmıştır. Nitekim cevap ve düzeltme olarak da bilinen tekzip, devlet tarafından tanınan bir “hak”tır ve dolayısıyla kanuni bir düzenlemedir. (2)

 

Tekzip hakkı özet olarak şu şekilde tanımlanabilir: Cevap ve düzeltme (Tekzip) hakkı; kişi ve kuruluşlara, kendileriyle ilgili basın açıklamaları (yayınlar) konusunda, aynı araçtan yararlanarak düşüncelerini açıklama, kendilerini savunma ve böylece yanlış beyanları düzeltme imkanı veren bir temel haktır. Bu sebeple de, cevap ve düzeltme hakkı pek çok devletin anayasalarında düzenlenmiştir. (3)

 

Günümüzde bu hakkın kullanılması çoğu zaman belirli bir süreci gerektirmektedir. Bilginin sosyal medya üzerinden çok geniş bir kitleye anlık olarak yayılabildiği sanal düyada her geçen saniyenin bu hakkı kullanacaklar açısından ciddi önemi vardır. Sanal ortamlarda ortaya çıkan dezenformatik bilginin tekzip hakkının kullanılmasıyla gerçeğe evrilmesinin sağlanabilmesi için çok süratli işleyen bir mekanizmanın kurulması elzem gibi görünmektedir.

 

Resmi Hesaplar:

 

Enformasyonun çarpıtılmadan ham haliyle dolaşıma girebilmesini sağlayacı nitelik taşıyan bir başka tedbir; resmi hesap uygulamaları olabilir. Çünkü bilginin kaynağının belli olması o kaynaktan çıkan bilginin güvenilirliğini etkilemektedir. Ayrıca kaynak üreteceği bilginin sahibi konumunda olduğundan ve görünür olduğundan özdenetim yapma ihtiyacı da hissedecektir.

 

Sosyal Medyanın gerçek yaşamda gerçekleştirilemeyen, ulaşılamayan eşitlik, istediğini söyleyebilme, kimlik değiştirebilme vb. gibi bir takım olanaklara imkân tanıyan bir ortam olarak algılanması, dezenformasyona sebep olarak değerlendirilebilmektedir. (4) Günümüzde sosyal medyada gerçekleştirilen dezenformasyonun büyük bir çoğunluğu gerçek dışı sanal kimlikler vasıtasıyla yapılmaktadır. Kimliğini gizleyen kullanıcılar bilgiyi istedikleri amacın gerçekleşmesi için diledikleri gibi tasarlamakta ve dolaşıma sokmaktadır. Kaynağın bilenemezliği dolayısıyla herhangi bir yaptırımla karşılaşılmayacağının verdiği rahatlık dezenformasyonu tetiklemektedir. Bazı mikro blog sitelerinin başlattığı Mavi Tık uygulamasının tüm kullanıcılara doğru yaygınlaştırılması fake hesapların güvenilirliğini ve etkinliğini azaltacak hatta yok olmalarına kadar gidebilecektir.

 

Resmi hesap uygulamaları bağlamında devletlerin de adım atması gerekmektedir. Nasıl ki sosyal yaşamda kimliğimizi gizleyerek günlük yaşantımızı idame ettiremiyorsak sanal dünyada da sanal değil gerçek kimlikler olmalıdır. Böylece gerçek hayatta düzen sağlayan toplumsal normlar sanal dünyaya aktarılacak ve  daha düzeyli bir iletişimin önü açılacaktır.

 

Sosyal Medya’nın Varlığı: 

 

Yüksek çözünürlüklü kamera, mobil internet bağlantısı, video kurgusu vb. işlemlerin kolaylıkla yapılabilmesini sağlayan uygulamalarla birlikte mobil telefonlar, her an, her yerde enformasyon ve görsel içerik paylaşımını hızlandırmış, böylelikle yurttaşların anlık, hızlı ve görsel içeriğe dayanan enformasyonu iletebilmesinin önü açılmıştır. Özellikle bu cihazlarla Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlara erişimin sağlanabilmesi, anlık bilgi paylaşımının geniş bir kitleye ulaşmasının da yolunu açmıştır. (5) Hal böyle olunca kamuyu ilgilendiren olay veya olgulara ilişkin gerçeklikler resmi makamların veya medya kuruluşlarının insiyatifini aşarak en yalın hali ile toplumun her kesime ulaşabilir olmuştur.

 

Her ne kadar sosyal medya, dezenformasyonun en fazla yapıldığı yer olarak gösterilse de özellikle kitle iletişim araçlarının teknolojik kabiliyetleri ile dezenformatik bilginin gerçeğe evrilmesinde önemli bir dinamik olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak olumlu olarak görünen bu durum daha tehlikeli bir evreye dönüşmektedir ki; o da sosyal medya ve kitle iletişim araçlarının kabiliyetlerinin dezenformasyonu daha nitelikli ve sinsi bir şekle sokmasıdır.

 

Medya Okur-Yazarlığı: 

 

Bilginin dolaşım serüveninde en önemli durak noktalarından birisi hiç şüphesiz medyadır. Yazılı, görsel, işitsel medya edinmiş olduğu bilgileri habere dönüştürerek haberi tüketenlerin yani izleyicilerin, dinleyicilerinin, okuyucularının kullanımına sunmaktadır. Habere konu olan olay veya olguların içerdiği bilgiler daha edinilmeye başlandığı andan itibaren istemsiz bir dezenformasyona maruz kalmaktadır. Çünkü gerçeklik önce haberi meydana getiren bilgileri toplayan muhabirin süzgecinden geçmek zorundadır. Sonrasında da yayın kuruluşunun politikası içeriğin geçtiği başka bir süzgeci oluşturmaktadır. Hal böyle olunca olay veya olguların kitlelere tam olarak yansımadığı bir durumla karşı karşıya kalırız ki, bu durum dolaşıma sunulanın arkasında nelerin olduğunu anlamayı ve yorumlamayı daha önemli bir hale getirir. Bilginin bu kadar el değiştirdiği bir ortamda medya-okur yazarlığı kavramı mecburen ön plana çıkmaktadır.

 

Sanal dünyada duyduğumuz veya gördüğümüz herşeyin doğru olmayabileceği yönündeki algının bilinçli kullanıcılar tarafından sürekli akılda tutulmasının yanında bilgi bombardımanı altında bireyin maruz kaldığı bilgiyi filtrelemesi, mantık süzgecinden geçirmesi ve muhakeme yapabilmesi gerekmektedir. Ancak bunun yapılabilmesinin en önemli şartı tabi ki eğitimdir. Okuryazar olmak için çocukların ve gençlerin bilgiyi birçok farklı biçimde okuyabilmeleri, anlayabilmeleri ve eleştirel düşünme becerilerini kullanmaları gerektiği eğitim camiasında bugünlerde yaygın olarak kabul edilmektedir. (6) Nitekim sosyal medya kullanıcılarının haberleri nasıl algıladığına ilişkin yapılan bir araştırma sonucunda şöyle söylenmektedir; “Sosyal Medyadaki haberin güvenilirliği” faktörü ile katılımcıların eğitim durumları arasında negatif ilişki vardır (rho= -0,095, p= 0,031). Diğer bir deyişle, katılımcıların eğitim düzeyleri arttıkça Sosyal Medyada güvenilir haber olduğu düşüncesine katılım azalmaktadır.” (7) 

 

Medya Okur-Yazarlığı; Alternatif Bilişim Derneği, Kadir Has Üniversitesi ve TÜBİTAK’ın katkılarıyla Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenen ve “yeni medya okuryazarlığı” kavramına odaklanan, Yeni Medya Çalışmaları II. Ulusal Kongresi’nin sonunda yayınlanan bildiride şöyle tanımlanmaktadır; “Yeni medya okuryazarlığı; yeni medya kullanımına ilişkin bilgi ve beceri sahibi olmayı, yeni medyanın potansiyelleri ile olası tehditlerine karşı farkındalık kazanmayı, yeni medyayı etik ve hak temelli kullanmak üzere tutum ve davranış geliştirmeyi içerir” (8)

 

Ülkemizde de seçmeli ders olarak okutulmaya başlanan medya okuryazarlığı eğitimi ile ilgili en detaylı vurgulama British Columbia Eğitim Bakanlığı (2006: 24) tarafından yapılmıştır:

 

“Halk sorunlara ve olaylara ilişkin aldığı bilginin çoğunu gazete, dergi, radyo, televizyon ve İnternetteki medya mesajlarından edinmektedir. Medya mesajlarının analizi Sosyal Bilgilerin değerli bir bileşenidir ve öğrencilerin etkilendikleri sorunlara ilişkin eleştirel ve bağımsız düşünmelerini sağlar.” Aşağıdaki medya eğitimi kavramları öğretmenlerin ve öğrencilerin çeşitli medya mesajlarını değerlendirme yollarının örnekleridir:

 

Amaç: İnsanlar medya mesajlarını politik, ticari, eğitimsel, sanatsal ve farklı amaçlarla bilgi edinmek, eğlenmek ve ikna etmek için kullanırlar.

Değerler: Medya mesajları açık şekilde veya üstü örtülü değerleri iletir. Temsil: Medya mesajları kurgulanmıştır: sadece gerçeğin yeniden sunumu yada hayali dünyalardır.

Kodlar, Eğilimler ve Özellikler: Her araç mesajları iletilme ve anlaşılma biçimlerini etkileyen bir takım kodlara, eğilimlere ve özelliklere sahiptir. Yapım: Medyayı anlayan insanlar çok daha anlamlı medya mesajları yapabilir. Yorum: İzleyicilerin medya mesajlarıyla ilgili yorumları ve bunlara duygusal tepkileri onların bilgi, deneyim ve değerlerinden hâsıl olur.

Medyanın İzleyiciler Üzerindeki Etkisi: Medya mesajları insanların tutumlarını, davranışlarını ve değerlerini etkileyebilir.

İzleyicilerin Medya Üzerindeki Etkisi: İnsanlar medya kurumları ile onların ürettikleri ve ilettikleri medya mesajlarını etkileyebilir.

Kontrol: Bir toplumun egemen kurumlarını kontrol eden insanlar medya mesajlarının yapısı ve dağıtılması ve içerdikleri değerler üzerinde oransız, gereğinden fazla etkiye sahip olabilirler.

Kapsam: Medya teknolojileri toplumların politik, ekonomik, toplumsal ve entelektüel boyutlarını etkilemekte ve bu boyutlardan etkilenmektedir.” (9) 

 

En önemli enformasyon kaynağı olan medyadan bilgi alırken ince eleyip sık dokumamız gerekmektedir. Çünkü medyadan elde ettiğimiz bilgiler sadece toplumsal olmuyor, aynı zamanda kültürel, teknolojik, bilimsel, küresel, ekonomik, tarihi, coğrafi, kurumsal ve siyasi de olabiliyor. Bu nedenle tüm bu bilgileri bir medya okuryazarı gibi ele alabilmeliyiz. (10) 

 

İnternet Hakları Beyannamesi: 

 

İnsanlık, özellikle devletlerin yapmış olduğu baskıdan kurtulmak için insan hakları kavramı konusunda ve bu hakların tüm insanlığın ortak hakları olması noktasında sürekli bir mücadelenin içinde oldu. Bu kapsamda 1215 yılında İngiltere Kralı’na kabul ettirilen bildiri olan Magna Carta, insan hakları kavramının ilk belgesi sayılmaktadır. Bu minvalde Amerika’da yayınlanan Bağımsızlık Bildirgesi ve 1789 yılındaki Fransız Devrimi’nin ardından yayınlanan “İnsan Hakları Bildirgesi’ ile özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi kavramlar kutsallaştırılmaya ve bu sayede insanlığın haklarının korunması ve gelişiminin sürdürülebilirliğinin sağlanması öncelenmiştir.

Günümüzde yaşanan savaşlara ve katliamlara bakıldığında insan hakları kavramı konusunda yaşanan kazanımların çok da etkili olmadığı görünse de, elde tutulur bir idealin, bir amacın varlığı daha iyi bir dünya ümidini saklı tutmaktadır. Gerçek hayatta insan hakları konusunda yapılan çalışmalar ve elde edinilen kazanımların sanal dünyada da kendine yer bulması ve uluslararası kamuoyu nezdinde kabul görmesi gerekmektedir.

 

Nitekim Birleşmiş Milletler bünyesinde insan haklarının internet ortamına aktarılması bağlamında bir takım çalışmalar 2005 yılında başladı. Yapılan çalışmalar neticesinde İnternette İnsan Hakları ve İlkeleri Şartı adıyla ilk bildiri 2010 yılında Litvanya’da yapılan İnternet Yönetim Forumu’nda versiyon-1.0 şeklinde yayınlandı. Bir iki ay içerisinde bildiri metni geliştirilerek versiyon 1.1 yayınlandı. Taslak üzerinde yapılan çalışmalara dış paydaşların da dahil edilmesiyle 10 maddelik etkili bir bildiri ortaya çıktı ve 21 dilde basılarak yayınlandı. (11)

 

İnternet ortamının kaotik durumundan kurtularak insan hakları temelinde şekillenebilmesi amacıyla yapılan çalışmalar ümit verici nitelikler taşımaktadır. Ancak İnternette İnsan Hakları ve İlkeleri Şartı 5. Maddesi’nde belirlenen haklardan özellikle sanal ortamda anonimlik hakkı yapılan tüm iyi niyetli çalışmaları boşa çıkarır bir nitelik taşımaktadır.

 

Çünkü anonimlik kimliksizlikle aynı özellikler taşımaktadır. Hangi toplumda yaşarsa yaşasın insan, doğduğu andan itibaren bir kimlik kazanır. Bu, kaotik toplumun oluşmasını engelleyen ve düzenli toplumsal örgünün kurulmasını sağlayan ilk ilmektir. Toplumsal düzenin sağlanması adına koyulan hukuk kuralları kimlikleri belli bireyleri muhatap alır. Bu kuralların işletilebilmesinin ilk şartı kimliktir. Eğer bireyin kimliği yoksa hukukun uygulanabilirliği de yok demektir. Hukukun olmadığı bir yerde de İnsan hakları bildirgesinin uygulanabilirliğinin olacağını düşünmenin mantıkla izah edilebilecek bir tarafı bulunmamaktadır.

 

 

 

Sonuç:

 

Günüzde dezenformasyon sanal dünyanın kaotik yapısının ortaya çıkardığı başlıca sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunun üstesinden gelmek ve dezenformasyonun gerçeğe evrilmesini sağlamak mevcut durum nedeniyle pek mümkün görünmemektedir. Ancak bu durum, zararlı etkilerinin en aza indirgenmesi noktasında önemli bir motivasyon kaynağı olabilir.

 

Değişimin baş döndürücü hızına ayak uydurmaya gayret eden insanoğlu, kendi ürettiği icadın yine kendisine zarar vermesini engeleyecek alternatifler bulmakta gecikmeyecektir. Alternatif çözümlerden şu an en iyisinin ise medya okur yazarlığı olduğu söylenebilir.  Medya okur-yazarlığı eğitimlerinin çok daha ciddiyetle zorunlu olarak verilmesi ve bu sayede bilinçli kullanılacıların arttırılması her zamankinden çok daha fazla önem taşımaktadır.

 

 

KAYNAKÇA:

 

(1) (Szajkowski, 2011: 421; Salvatore, 2013).

(2) ARVAS, İbrahim Sena  /  TÜRK BASININDA KANUNİ VE GÖNÜLLÜLÜK TEMELİNE DAYANAN DENETİM UYGULAMALARINDA CEVAP VE DÜZELTME HAKKI / sayfa 3

(3)  ÇİFTÇİ, Ahmet. (1992), “Yazılı Basında Cevap ve Düzeltme Hakkı”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:42, Sayı:1, s.48.

(4)  Algül & Sütcü Global Media Journal TR Edition, 6 (11) Fall 2015, s.23

DEĞİŞEN HABER ALGISI: KULLANICILAR SOSYAL MEDYADA HABERLERİ NASIL DEĞERLENDİRİYORLAR?

And ALGÜL,İstanbul Aydın Üniversitesi,İletişim Fakültesi, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü

 

Cem S. SÜTCÜ,Marmara Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü

(5)  YURTTAŞIN ÜRETTİĞİ İÇERİĞİN ANA AKIM MEDYADA KULLANIMI: “HABER SİZSİNİZ” PROGRAMI ÖRNEĞGİ

(The Use of Citizen Generated Content By Mainstream Media: The Case Of “Haber Sizsiniz” Programme)

Recep Ünal*  Uzman, Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü.

(6)  Altun, A. / Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi. I, (2012): 230-244 / Kanada’daki Sosyal Bilgiler Programlarında Medya Okuryazarlığı Eğitimi Adnan Altun

(7)  Algül & Sütcü Global Media Journal TR Edition, 6 (11) Fall 2015, s.30

(8) (http://www.yenimedya.org.tr/).

(9)  Altun, A. / Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi. I, (2012): 230-244 / Kanada’daki Sosyal Bilgiler Programlarında Medya Okuryazarlığı Eğitimi Adnan Altun

(10)  Altun, A. / Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi. I, (2012): 230-244 / Kanada’daki Sosyal Bilgiler Programlarında Medya Okuryazarlığı Eğitimi Adnan Altun

(11) İnternet Rights and Principles Coalition / İnternet Governance Forum / United Nations

Mutlu BAHTİYAR

ARNAVUTKÖY BELEDİYESİ

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü