yuce zerey 1

Reklamlarda neden ünlü isimler kullanılır hiç düşündünüz mü?

Çünkü hiç tanınmayan kişiler tüketiciler için bir acaba, bir tereddüt oluşturur. Öte yandan ünlülerin kullanılması onların deneyimlerine olan güveni sağladığı için daha çok tercih edilir. Pazarlamanın temel hedefi bir markanın, ürünün veya hizmetin potansiyel müşterilere doğru şekilde ulaştırılmasıdır. Zaman değişse de pazarlama mantığı değişmiyor aslında. Markalar için tüketici profili her zaman çok önemli, seçmenin tercihini ve kafa yapısını keşfetmek pazarlamanın en önemli unsurlarından biri. Çünkü ürünün hedefinin ana unsurlarını belirleyip ona göre bir hikaye oluşturmak gerekiyor.

Marka ve pazarlama iletişimi için önemli olan “sürdürülebilirlik” ve “doğru farklılaşmadır.” Eğer bir pazarlama bunlardan yoksun ise kısa vadede bir şey kazandırsa da uzun vadede bir sürdürülebilirliği olmayacaktır. Önemli olan sürdürülebilirlik yetkinliğinin olması ve geri dönüşümün hedeflenen doğrultuda yanıt vermesidir.

Örneğin günümüzde kamu kuruluşlarının bir sosyal mecralarının olmaması anlayışla karşılanamaz. Çünkü bugün sosyal olmak o kurumun açtığı sosyal medya ile muhataplarının ihtiyaçlarına karşılık vermesidir. Başka bir deyişle sebeplere dayalı sonuca ulaştıran sade bir hikaye ile belli bir kitlenin ihtiyaçlarının giderilmesi olarak düşünülebilir.

Şöyle bir etrafımıza baktığımızda herkesin bireysel tüketici konumunda olduğunu göreceksiniz, bireysel tüketimle beraber daha önceki döneme göre daha agresif bir profil de oluştu. Mesela su kesilmesi ya da elektrik arızasına karşı tweet atarak tepki veren bir tüketici profili mevcut artık.

Son dönemin en yaygın konularından biri de “Selfie hastalığı’’ hatta Amerikan Psikologlar Derneği Selfie’nin ve bu fotoğrafları sosyal medyada paylaşmanın ruhsal bir bozukluk olduğunu resmi olarak duyurdu.

Özellikle gençler arasında daha da narsist bir hal almış bu durum toplumumuz için bir sıkıntı ama farkında değiliz. Yeni nesil teknolojinin içinde doğuyor ve maalesef bu mecraların içinde büyüyen nesil için Narsistik özellik çok ön planda. Değişimin sürekli bir şeyleri tetiklemesiyle birlikte gençler vakti olmayan, ezberci, görsel odaklı olarak yetişiyor, buna son zamanların en gözde uygulamalarından “caps” kültürünü örnek verebiliriz.

 

yuce zerey 2

Maalesef bugün gerçek hayat ile sanal hayat iç içe geçmiş durumda, sanal gerçeklikte kişiler kendilerini tamamen gerçek hayattan kopararak, sanal dünyanın bir parçası haline getiriyorlar. Geldiğimiz noktada gerçek hayatı hatırlatacak bir olaya ihtiyaç duymadan sanal dünyada yaşayabilir hale gelindi.Artık sosyal mecralarda vali ile halk arasında normal bir diyalog ile öz güven çok fazla tetikleniyor. Tüketiciler son derece aktif durumda!

Günümüzde pazarlama ikiye ayrılmış durumdadır. Televizyon, radyo, gazete gibi geleneksel yollarla yapılan pazarlamanın yanı sıra internet reklamları ve sosyal medya mecralarının giderek önem kazanması sebebiyle dijital pazarlama da bir hayli önem kazanmıştır.
“Tüketici kraldır” felsefesi son zamanlarda çokça kullanılmaktadır. Tüketiciyi kral yapan en önemli unsur ise muhabbettir. Tüketici istediğine karar verendir. Dünyada pazarlama iletişimi açısından bakıldığında en acımasız sektör film sektörü diyebiliriz.

Türkiye’de bir dizi beğenilirse tüketici bunu baş tacı yapabiliyor ama beğenilmediği takdirde de tüketici bunu kolaylıkla yayından kaldırıp, yok edebiliyor. Esas olan hikayedir, eğer hikaye tüketiciye yani izleyiciye hitap ediyorsa başarı ve süreklilik olacaktır. Kişiler kendileri ile harmanlayabildikleri bir hikaye bulduklarında o diziyi izliyorlar. “Kurtlar Vadisi”, “Leyla ile Mecnun” ya da “Yaprak Dökümü” gibi dizilerin uzun soluklu olarak devam etmesinin altında yatan en önemli nedenlerden biri bu dizilerin izleyiciler ile bütünleşmiş olması, herkesin bu dizilerdeki belli karakterler üzerinden kendinden bir şeyler bulması ve böylece kişilerin o diziye bağlanmalarıdır.

Hikâyenizi nasıl işleyeceğinizi doğru bilirseniz istediğiniz kitleye ulaşmanız da o kadar kolaylaşacaktır. Seçeceğiniz hikaye kişilerin gündemiyle tamamlandığında anlam kazanabilir, bu noktada zayıf noktalarımızın okşanması bizim için bağlayıcı bir unsur olabiliyor.

Çevremizdeki her olay bir hikaye kaynağı oluşturabilir; bunu görebilmek ve yerinde kullanabilmek gerekiyor. Anlatılan konunun içinde muhatap alınan kitle kendisinden bir şey bulabiliyorsa o hikaye hedefine ulaşmış demektir.

Aslında her hikayenin başlangıç noktasında bir problem vardır. Problemi iyi tanımladığımızda hikayenin içeriğini oluşturmak daha etkili hale gelir. Her hikayenin bir kahramanı vardır ve sorunu çözen kişi de o hikayenin kahramanıdır. Kirlenen çamaşırı temizleyen marka bir deterjan, ulaşım sıkıntısını gideren bir belediye örnek verilebilir.

İyi bir hikayenin diğer bir özelliği de “yayılabilir” olmasıdır. Eğer gündelik hayatta duyduğunuz ya da gördüğünüz bir olayı anlatıyorsanız ve o olay konuşularak yayılabiliyorsa hedefine ulaşmış demektir. Yayılarak ve konuşarak markalaşmaya doğru da gidilmesi mümkündür.

5D3A4373