“Merak ediyorum, bu yeni kuşak gençler için sosyal medyasız hayat nasıl bir şeydir acaba? Onlara böyle bir diyet yaptırsak ne güzel olurdu!”

”Kadir Has Üniversitesi’nde “Yeni Medya’ya Giriş” dersi alan ve sosyal medyayı aktif olarak kullanan öğrencilere 2 gün boyunca hiç bir sosyal medyaya girmeme ve bu sürecin başından sonuna yaşadıkları deneyimleri bizlerle paylaşmaları’ teklifini götürdük. Teklifimizi kabul eden 26 öğrencinin gönüllü olarak katıldığı diyet, süreç ve sonuçları itibarıyla genel anlamda beklediğimiz ancak kimi detaylarının farkında olmadığımız sosyal medya gerçeklerini gün ışığına çıkardı.“Sosyal Medya Diyeti“nin sonuçları özetle şöyle; Toplam 26 öğrenciden 15 tanesi 48 saati dolduramadan pes ederken 11 öğrenci ise diyeti başarıyla tamamladı. İlginç bir not ise, bu 11 başarılı öğrencinin 7’si diyet sürecinde oldukça zorlandıklarını ve sosyal medyanın eksikliğini ciddi biçimde hissettiklerini paylaştılar. Kalan 4 öğrenci ise hiç zorlanmadığını belirtti.ozetle bu diyetin sonuçlarını iki taraflı olarak ele almak lazım. İşin bir tarafında diyeti yapan öğrenciler, sosyal medyanın hayatlarında nasıl bir yer işgal ettiğini ilk kez bu kadar net fark etmiş oldu. Bu farkındalık, onları ister istemez bir özeleştiri yapmaya ve kendilerini sorgulamaya zorlayacak.”

Teknoloji hızla gelişiyor ve biz giderek daha çok dijitalleşen bir dünyada yaşıyoruz. Dijital dönüşümün baş döndürücü hızı insanlığı, bambaşka bir dönemin eşiğine getirdi. Artık eğitimden işe ve hatta yaşam biçimine kadar herşeyin hızla dönüşmeye başlayacağı bir dünyada nasıl yer alacağımız sorunsalı ile karşı karşıyayız. Dijital dönüşüm, nesnelerin interneti, büyük veri gibi olgular artık çok ön planda.

Kimi çevreler tarafından “üçüncü endustri devrimi” (Endüstri4.0, vs.) olarak adlandırılan ancak biçim ve etki alanı olarak endüstri kavramını aşan niteliklere sahip bu olgu, içinde Akıllı Robotlar, Yapay Zeka, Makineler arası iletişim (M2M), Akıllı Şehir, Nesnelerin İnterneti gibi dillerden düşmeyen bir çok terimi de barındırmakta.

Peki Bizi yeni çağa götüren etkenler nelerdir? Biz tarım çağında köylerde yaşıyorduk. Endüstri çağında köylerden şehirlere geldik. Şehirler daha fazla kitleleri çekmeye başlayarak büyüdü; bir iki şehrin üst üste gelmesi ile büyük şehirlerden, metropollerden söz etmeye başladık. Metropollerin en büyük sorunu kişi başına kullanılan alanın azalması. Bunların sonucu olarak çekirdek aile yapısını kaybediyoruz. İnsanların daha çok kendilerine ait bir alanda yaşamak istemesinden dolayı birey noktasına doğru gidiyoruz. Tarım çağında doğada serbestçe yaşarken, endüstri çağında iş, okul, binalar arasında gidip gelmeye başladık. Endüstri çağı sonrasında bu binaların içindeki mapusluğumuzu, bu ekranlar üzerinde tekrar yeni bir özgürlüğe çevirmeye çalışıyoruz. Yeni çağın karakterini belirleyen en önemli şey metropolde yaşayan ve ekranlar arasında gidip gelen birey.

“Ekrana bakan metropol birey” dediğimiz yepyeni bir insan profili var. Bu bireyler teknolojiyi etkin kullanan, sanal, çok kimlikli kişiler. Ayrıca etkileşimliler; yalnız ama sosyaller, duygu ve düşünce üretip tüketiyorlar, paylaşımcılar, açık ve şeffaflar.Dijitallik bu bireylerin özelliklerinden birisi. Birleri ve sıfırları çok iyi kullanıp oradan kendisine bir dünya ve kimlik yaratıyorlar. Bu bireyin önemli özelliklerinden bir diğeri, siber mekânda etkileşim. Bundan, yalnız ama sosyal olma durumu ortaya çıkıyor. Bilgisayarın başında yalnızız ama milyarlarca insan ile sosyalleşme durumumuz var. Belki eski değerlerimiz ile bunu asosyal olarak değerlendiriyoruz ama bu yeni bir sosyalleşme biçimi.

Screen Shot 2015-12-27 at 23.34.54

İngilizcede cyberspace denilen alanın doğuşu 90’lı yıllarda internetin ve mobil ağların ortaya çıkışıyla olmuştur. Bu 3 sektörün ana motiflerinin yani veri, ağ ve içerik’in iç içe geçmesi ve bir arada yönetilmesi sonucu bu alan, insanlar için giderek bir alternatif yaşam alanına dönüşmektedir. Burada  doğan ve bu alanda oluşan kültürden doğduğundan beri beslenen kuşağa dijital yerli denmektedir. Bu kuşağın 3 temel özelliği ise; dijitalleşmenin tüm özelliklerini çok iyi kullanmaları, her türlü etkileşimi ağırlıkla bu alanda yapmaları ve zaman-mekan ilişkisini giderek bu alana doğru taşımalarıdır.

Peki bu veri, ağ ve içerik kümesinde yönetimlerin nelere dikkat edilmesi lazim? Geçmişte veri, ağ ve içerik konusunda ayrı ayrı uzmanlaşan şirketler hakimdi. Artık günümüzde ise bu üç alanda sinerji oluşturan, birlikte uzmanlık yaratan ve yöneten şirketler büyüyecektir. Veri, ağ ve içerik tek başina yönetilebilir  ancak üçünü birarada yönetmek evrimsel olarak zorlasa da kişi ve kurumlari başarıya ulastırır. Eger dijital bir dönüşümden bahsediyorsak veri -ağ ve içerik üçlüsünü yönetmek becerisine sahip çalışanlar, yöneticiler ve iş süreçlerine sahip bir eko sistem yaratilmalıdır.

Yeni medyanın üç temel özelliği var: Etkileşim, Dijitallik, Zaman&Mekan Sınırsızlığı.Kullanıcılar “Dijitallik” özelliğini kullanarak kendilerine  farklı kimliklerden oluşan bir dünya yaratıyorlar. Bu dünya içerisinde de “Etkileşmeye” başlıyorlar. Bu dünyanın “Zaman ve Mekan”dan bağımsız olarak bizleri aşan bir yapısı var. Dolayısıyla giderek daha mobilize olan, mobilizasyon üzerinden fiziksel ve siber ortam ile bağ kuran bir nesil ile karşı karşıyayız. Diğer bir deyişle “Siber Yerliler”.  Onlardan bir sonraki kuşak ise, bu dünya içerisine doğan bu dünyanın tüm kurallarını bilen bir kuşağı temsil ediyorlar. Bu noktada yeni medya da kitlesel ve bireysel etkileşimleri birleştiren bir mecra hatta, siber ortamın kendisi haline gelmeye başlıyor.

Siber bireylerle gercekleşen siber toplumlar, toplumsal normların değişimine yol acti. Siber sosyalleşme, fiziksel dünyanın kurallarından uzaklaşma, bu yeni toplumun en önemli özelliklerindendir. Siber toplumlarla beraberinde oluşan siber kültür bize yeni bir yaşam alanı sunmaktadır. Bugün akıllı cihazlarımız üzerinden ürettiğimiz ve tükettiğimiz içerikler sayesinde adeta içinde yiyip içtiğimiz ve soluk alıp verdiğimiz yeni bir yaşam alanına dönüşmekte.

Yeni kuşağın bu hukukî ya da ahlakî normları zorladığı bir yapı söz konusu. İnsanların kendi kurallarını oluşturdukları ve bu fiziksel dünyanın kurallarını da pek umursamadıkları bir ortama doğru gidiyor.Bu noktada siber etik devreye girmelidir.

Geleneksel medya tarafından düzen olarak görünen şey kâğıttan tablete, tv’den mobil tv’ye  geçmek sanılıyor. Fakat web site, blog, mobil  uygulamalar gibi mecraların farkında değiller. Yeni medya, yeni bir yayıncılık anlayışı getirdi. Kâğıdı tablete dönüştürmek yeterli değil. Yayıncılığın dijital dönüşümü ile Web Siteleri, Bloglar, Arama Motorları, sosyal medya ve mobil uygulamalar gibi yepyeni mecralari ile yayıncılık inisiyatifi bireye geçti. İçeriği artık sadece yayıncı değil, birey de üretiyor. İçerik artık durağan değil, akışkan; kontrollü değil, özgür hale geliyor.

Web Sitelerin hem ekonomik tanıtım mecrası olması,Kurum ile kitle arasında iletişim aracı olması,Satış ve ödeme noktası olarakta hizmet verebilmesi önemini ortaya koyan sadece birkaç özelliktir.

Arama motor’larının önemi ise insanların merak ettikleri şeyleri sözcüklerle ilgili internet üzerinde hizmet veren kişi, kurum veya kuruluşların sitelerini tarayarak en popülerden en  ıssız olana kadar sayfa sayfa sıralamasına imkan vermesidir.Bu sayede hayatımıza Arama motoru reklamcılığı (AdWords ) denen bir kavram hayatımıza giriyor.

Blog (TR: ağ günlüğü, günce)ise  teknik bilgi gerektirmeden, kendi  istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan
insanların oluşturabildikleri, günlüğe benzeyen web siteleridir. Duygu ve düşünce üretimi ve paylaşımını olanak kılması, edilgenlikten etkinliğe geçiş ve ticari iş fırsatları blog’ların önemini vurgular.

Sosyal Medya ise İnternet ve mobil ağlar üzerinde tek yönlü bilgi  paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi
paylaşımına olanak sağlayan iletişim ortamıdır.Sosyalleşme,Paylaşma,Bilgilenme, haber alma, Statü kazanma ve Keşfetme imkanları sağlar. Doğruyla yanlışın algıyla gerçeğin birbirine karıştığı bu kaotik ortamda birey ve kurumlar sosyal medya paylaşımlarına dikkat etmeli ve bilinçli – güvenli kullanım ilkesi edinmelidir.

Mobil mecralar ile birlikte kendi içeriğini paylaşabilmeniz ve yaygınlaştırabilmeniz kolaylaştı.Cep Telefonu daha kişisel ve kullanışlı bir mecra haline geldi.

Yeni Medya’nın zaman-mekan sınırı tanımayan özelliği, dijital emeğin ücretlendirilebilmesi nedeniyle,iş süreçleri ciddi bir dönüşüme girdi. İş süreçlerinde radikal kısalmalar söz konusu oldu.

Yaşadığımız yeni çağ tehditleri de beraberinde getirir. Siber suçlar, mahremiyet ve Nefret Söylemi, akıllanmış ve yavaş yavaş hayatlarımızı kontrol altına almaya başlayacak robotlar, büyük birader etkisi karşı karşıya kaldığımız tehlikelerden sadece birkaçıdır.

 İsmail Hakkı Polat, Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi