azime-inan-yildizGoogle’un İcra Heyeti Başkanı ve CEO’su Eric Emerson Schmidt, internet, insanoğlunun anlamadan inşa ettiği ilk şey, şimdiye kadar yaşanmış en büyük anarşi denemesidir, diyor.

İnternet, ilk olarak 1962 yılında Joseph Carl Robnett Licklider’in yazdığı makalelerde tanımlanmıştır. İlk bağlantı 1969 yılında dört merkezde (Los Angeles’taki California Üniversitesi, Stanford Araştırma Enstitüsü, Utah Üniversitesi ve Santa Barbara’daki California Üniversitesi) yapıldı ve internetin ilk şekli ortaya çıktı.

Türkiye’deki ilk internet bağlantısı ise 12 nisan 1993’de 64 kbps kapasiteli kiralık hat ile kurulmuştur. İnternet’in Türkiye’de hane halkları gibi geniş kitlelere ulaşması ise 1996 yılında mümkün olmuştur. Böylece internet hayatımıza girmiştir.

O yıllardan bu yana işlemcisinden tutunda wi-fi teknolojisine kadar bir çok evreden geçip bu gün ki halini almıştır.1960’lı yıllarda bir makaleyle ortaya çıkan internet, bu gün yaşantımızın her alanında kullanma gereksinimi duyduğumuz ve bir çok kişi için adeta kendinden bir parça olarak kabul ettiği teknoloji haline geldi.

Genel olarak insanın artık sadece trafikte dinlediği radyo, icat edildikten sonra 50 milyon kullanıcıya 38 senede ulaştı. Televizyon, 13 senede 50 milyon seyirciye ulaşırken, internet, 50 milyon kullanıcıya sadece 5 senede ulaştı. Sosyal medya ise uzmanlara göre aynı kullanıma bir yıldan daha kısa sürede ulaştı. 2015’in başında ise 7 milyarlık dünya nüfusunun 3 milyarı internete bağlanabiliyor

Facebook, Twitter, İnstagram gibi sosyal ağlarla insanlar içerik paylaşıp, trendler oluşturup, dijital ortamda kendini ifade ediyor.

We Are Social’ın 2015 başında yayınladığı rapora göre dünya çapında 2 milyar 80 milyon sosyal medya hesabı var. Nüfusu 77 milyon olarak belirtilen Türkiye’de ise 40 milyon sosyal medya hesabı var.

We Are Social’ın 2015 raporuna göre sosyal medyanın dünyada ve Türkiye’de kullanıcı sayısı ise şöyle:

Facebook: Kullanıcı sayısı 1,5 milyar – Türkiye’de 10,5 milyon

Whatsapp: Kullanıcı sayısı 800 milyon – Türkiye’de 80 milyon 400 bin

Facebook Messenger: Kullanıcı sayısı 700 milyon – Türkiye’de 8 milyon 400 bin

Twitter: Kullanıcı sayısı 316 milyon – Türkiyede 6 milyon 800 bin

Skype: Kullanıcı sayısı 300 milyon – Türkiye’de 5 milyon 200 bin

Instagram: Kullanıcı sayısı 300 milyon – Türkiye’de 5 milyon

Dijital teknolojinin günden güne gelişmesiyle beraber artık her kullanıcı bir dijital kimliğe sahip olmuş durumda. Belki de dijital hayatın bu kadar sevilip kısa sürede benimsenmesinin en büyük faktörlerinden bir tanesi, kişinin düşüncelerini rahat ve özgür bir şekilde sosyal medya gibi platformlarda ifade edebilmesidir.

Tüm bunların yanı sıra firmaların dijitalin gücünü fark etmeleri ve dijital bir Pazar (e-ticaret) kurmalarının ardından, dijital kullanıcıların kullanım amaçlarını da değiştirdiği gözlendi.

Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY’nin “Global Tüketici Araştırması – Consumer on Board”a göre, dünyadaki internet kullanıcılarının yüzde 62’si, Türkiye’dekilerin ise yüzde 69’u online alışveriş yapıyor.

Dijital şirket kurmak veya mevcut şirketleri dijital pazara endekslemek, günümüzde kullanıcı sayılarına bakıldığında oldukça karlı yatırımlar olduğu gözlemleniyor. Dijital pazardaki en büyük pasta dilimi ise kuşkusuz Apple’ın. 2015’in ikinci döneminde 58 milyar dolar ciro elde ettiğini açıklayan Apple, cirosunun büyük çoğunluğunu 61.2 milyon adet iPhone satışından elde ettiğini açıkladı. Buna göre Apple, 47 milyar dolar brüt (%39) ve 13.6 milyar dolar net (%23.4) kazanç sağlamış oluyor.

Dijitalin yararları kadar zararlarının da tartışıldığı şu günlerde dijitalin gelecek dönemlerde nasıl bir boyuta taşınacağı konusunda insanların hayal güçleri de sınır tanımıyor. İnsansız hava araçlarının sıradanlaştığı bu dönemde hayal gücünü geniş tutmakta fayda var. Çok değil on yıl öncesine döndüğümüzde dijitalin bu boyutlara geleceğini bir çok kişi hayal dahi edemiyordu.

Gelecekte ülkeler arası savaşların tamamen siber saldırılar üzerinden yapılacağı öngörüsü herkes için geçerli. Askerin olmadığı, her şeyin uzaktan kumanda ile yapıldığı savaşlar. Nükleer, biyolojik ve uzaya yerleştirilen silahlar her ne kadar kulağa ürkütücü gelse de kaçınılmaz bir gerçek.

Bugün GSM operatörlerinin sağlık uygulamaları, giyilebilir sağlık cihazları gibi platformlardan nabız, şeker, tansiyon, kilo, adım, kalori gibi bilgilerinizi sisteme aktarılabiliyor ve tüm bu sağlık verilerinizi istediğiniz an, istediğiniz hekim ya da kişiyle paylaşabiliyorsunuz. Yaşamsal fonksiyonların sürekli kontrolü, sağlayan uyarı mekanizması, sayesinde doktorların uzaktan müdahale edebilmesi de çok uzun süreceğe benzemiyor.

Akıllı bina olarak nitelendirilen yaşam alanların daha da çok geliştirilmesi ve hatta artık bu yaşam alanlarının oluşturulması noktasında karaya ihtiyaç duyulmayacağı, deniz ve göllerin üzerinde çok daha konforlu yaşam alanları yapılacağı düşüncesi de çok uzak görünmüyor.

City University of New York Tow-Knight Center for Entrepreneurial Journalism direktörü Jeff Jarvis, Gutenberg’in hayaletinin geri geleceğini tahmin ediyor. “Eğer interneti matbaa gibi düşünürsek, 1472 yılındayız ve henüz onun hayatımıza getirdiği etkiyi fark edemiyoruz” diyor. Tabii felaket senaryoları olduğu kadar iyimser öngörülerde yok değil. Mesela eğitim konusunda gelecekte dijitalleşmenin faydalarının daha fazla görüleceği düşüncesi de mevcut.

Sonuç olarak amaç değil araç olduğunun bilincini yitirmediğimiz taktirde dijitalleşmek insanoğluna zarardan çok yarar sağlar. Bu bağlamda yapılan her aygıt, bulunan her icat insanların daha konforlu yaşam sürmesi adınadır. Toplumun dijitalleşme konusunda bilinçlenmesi yeni gelecek nesillere fikir ve inovasyon konusunda yarar sağlayacaktır.

Azime İnan YILDIZ

İBB MEDYA A.Ş.

Kurumsal İletişim