13335936_10210233860831055_1902089457929904733_n

 

Yapılan sayısız araştırma bir insanda ilk dikkatimizi çeken şeyin beden dili olduğunu göstermekte. Henüz sesini veya fikrini duymadan bir kişi hakkında belirli seviyede kanıya beden diline bakarak varabiliyoruz. Uzmanlara göre kişinin ses tonu, nasıl oturduğu, başını nasıl tuttuğu, el kol hareketleri hatta ayakları bile kişi hakkında çok şey söyleyebiliyor.

Beden dili ancak yüzyüzeyken gözlemlenebilmekte olduğundan, telefon, internet, mektup gibi araçlarla haberleşirken karşımızdaki kişi hakkında çok sınırlı bir izlenime sahip olabiliyoruz.

Günümüzde Internet’in yaygınlaşmasıyla beraber haberleşme tarzımız da değişime uğradı, bu dijital ve sanal ortamda karşımızdakini göremediğimiz için, yüzyıllardır birini tanımakta bize kolaylık sağlamış olan beden dili devre dışı kalmış oluyor. Mesajlaşarak anında başka insanlarla iletişim kurabiliyoruz, bunu yaparken de nasıl oturduğumuzun, el ve kollarımızı nasıl kullandığımızın hiçbir önemi yok.

Önceleri bir kişinin dış görünüşüne, jest ve mimiklerine  bakılarak elde edilen izlenimin yerine insanlar biriyle yeni tanıştıklarında sosyal ağlardaki hesaplarından kişi hakkında bilgi edinmeye ve bir izlenim elde etmeye çalışıyor. Kişinin sosyal ağlardaki profili aslında dijital beden dilidir.

Örneğin, herkesin karşılaştığı bir durum olarak, bir sosyal paylaşım ağında arkadaşımızın profiline bakarken onun bir arkadaşını görür, profiline gireriz, son paylaşımlarına bakarak, eğitimine, yaşadığı yere, hobilerine, hatta onun da yakın arkadaşlarına sadece saniyeler içinde ulaşabiliriz. Ve farkında olmadan, bu kişiyle yüzyüze görüşüp beden dilini görmüş olmasak da anında onunla ilgili bir fikir sahibi olabiliyoruz. Bu, dijital beden dili sayesinde mümkün oluyor.

Kendi fiziksel beden dilimizin internet üzerinden kurduğumuz iletişimde bu kadar az kullanılmasına karşı bir çözüm olarak son yıllarda gittikçe yaygınlaşan ‘Emoji’, yani mesajlarda kullanılan yüz ifadeleri devreye girmiş  durumda. O anki duygu, ve ifadelerimizi sadece yazıyla değil aynı zamanda bu Emojilerle de destekleyebiliyoruz fakat bunun beden dilinin yerini doldurduğunu söylemek yanlış olur.

Beden dilinin önemi burada ortaya çıkmaktadır aslında, çünkü sanal alemde sadece yazılı iletişimin mümkün olduğu anlarda insanlar birbirleriyle iletişim kurarken birinin bu Emojileri kullanmaması karşıdaki kişi tarafından yanlış yorumlanabiliyor. Örneğin “Hiç gülmüyor, acaba canı mı sıkkın?” gibi bir düşünce hepimizin aklından geçebilmektedir.

Peki bu durumda beden dilimizde bir değişim oluyor mu ?

Genelde insanlar ağırlıklı olarak dijital ortamda iletişim kurduğundan dolayı gittikçe fiziksel beden dillerini daha az kullanmaya başlıyorlar. Bunun sonucu olarak yüzyüze iletişime alışkın olmayan bireylerin internet dışında bir ortamda sosyalleşmesi de zorlaşıyor. Sanal iletişimi yüz yüze iletişimden daha fazla kullanmakta olan nesil, face to face iletişimlerde zamanla etkinliğini kaybetmekte ve bu da asosyal bireyler yığınına neden olmaktadır.

Asosyal nesil, internetin ‘nimetlerinden’ fazlaca yararlanmış, bu fazla yararlanışla insanın temel tepkimelerine yabancılık oluşturmuştur. Bu yabancılaşma, gerek mizah anlayışı, gerek tehlike anında verilen tepkiler ve gerek günlük rütinlerin değişimine kadar ulaşmaktadır. İnsanoğlu tabiatı gereği belirli bir süre düzenli yaptığı bir işi/eylemi kısa bir süre içinde alışkanlık haline getirmekte ve alışkanlık haline getirdiği davranış ve eylemleri uzun vadede devam ettirdiği takdirde bir bağımlılık, kopamama durumuyla karşılaşmaktadır. Asosyal nesilin bu kadar kolay meydana gelebilmesi ve yüz yüze iletişimden kolayca kopabilmesinin altında temel sebep olarak yine insanın kendi doğası yatmaktadır. Beden dilinin kaybıyla ile birlikte insan yaşamında fark etmeden temel denge noktaları kayma göstermektedir. Bunun sebebi, beden dili, insanın psikolojik durumuyla ilgili ilk izlenimi göstermekte ve beden dilinin  kaybı da bu izlenimlerin kaybolmasına, çoğu durumda ihtiyaç duyulan bu tepkimelerin yok olmasına neden olmaktadır.

Beden dilinin kaybı asosyal nesli tamamen tepkiden ve analizden uzak mı var etmektedir?

Aslında bu sorunun tam cevabı henüz 10 yılı aşmamış bir neslin varlığından söz ettiği için verilememektedir. Ancak çoğu psikolog, insanın temel tepkimelerinden uzaklaşmasının mümkün olmadığını belirtmekte. Doğal tepkimelerinden uzaklaşan insan, yerlerine sanal tepkimeler dediğimiz metaları yerleştirmektedir. Bunun örnekleri ise, sinirlenen bir insanın bağırması, ağlaması, yüzünün kızarması yerine sadece biyolojik tepkime olan yüz kızarmasının gerçekleşmesi (asosyal bireyin biyolojik yapısının değişiğ değişmediği henüz bilinmemekte) ve tepkisini dijital kimliği üzerinden vermesi olarak değiştirtirmektedir.

Dijital yaşamla birlikte yüz yüze iletişimden gittikçe kopan insan, bu kopuşla birlikte yüz yüze iletişimin temel unsurlarını da kaybetmekte ‘beden dili’ ve yerine de yeni yaşamıyla alakalı dijital diller yerleştirmektedir. Beden dilinin kayıbının ve yerine getirilen dijital dillerin kıyaslanması mutlaka üzerinde durulup araştırma yapılması gereken bir konudur. İletişim alışkanlığıyla birlikte tepkimeleri de değişen insan, hayatında hiç olmadığı kadar büyük bir revizyonun içerisinde bulunmaktadır. Bu revizyon, insanı yeni olan, ‘dijital çağ’ kimliğine hazırlamaktadır.
Suna Nur SARIHAN

İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİRİM BAŞKANI