69629_593609713998095_1162667165_n

  Bundan bir 20 yıl öncesinde İnternet’in tüketiciye yeni yeni ulaştığı yıllara kadar insanlarda bir şeylerini “paylaşma” adına temkinli bir yaklaşım mevcuttu. Fakat bugün algılar değişti. Mahremiyet  kavramımız İnternet ile birlikte yeniden şekil alıyor bu yazıda çok kullanılan sosyal medya ağları üzerinden konuya bir göz atacağız.

Bir sosyal platform sayılabilecek ilk yapımlar olan chat programları, insanları kimliği gizli olarak da olsa bir şeyler paylaşmaya itmeye başladı. Yalnızca bir nickname alarak dahil olunan bu platformlarda kişinin fotoğraf, gerçek isim, yaş, okul, semt, öz geçmiş vb. bilgileri yer almıyordu. Kısacası ortada “profil” kavramı yoktu. Birbirini hiç tanımayan ve nereden bağlandığı bilinmeyen kişiler, chat odalarında sohbet ederken bilgilerini paylaşabiliyorlar dı yani kısmen mahremiyetlerini karşısında doğruluğundan emin olamadıkları profillerle paylaşmaya başladılar. Bu şekilde akıllarda meşrulaşan İnternet üzerinden paylaşım kavramı, bugün de kullandığımız büyük sosyal medya ağlarının bir bir oluşmasıyla insanlara kendilerine İnternet de bir yer edinme imkanı sundu. Başlarda azınlığın tekelinde olan bu alışkanlık kulaktan kulağa ortamdan ortama yayılarak insanlarda bir “ihtiyaç” hissiyatı oluşturdu. Zamanın gereği gibi algılanmaya başlanan bu platformlar arayüzleriyle insanları kendi isim, fotoğraf, öz geçmiş, konum vb. bilgilerini paylaşmaya itti. Zamanla genişleyen ağlar türlü eklentileri de yanında getirdi. Üye sayısı katlanarak arttı ve bugün neredeyse tüm dünyaya ulaştı. Kullanıcı sayısının artmasıyla da güvenlik problemleri, kötüye kullanımlar vb. buna paralel olarak çoğaldı. Çünkü insanlar artık arkadaş listelerine kimleri kabul ettiklerini, kimlere “herkese açık” olarak paylaşım sunduklarını kafalarına takmadan bir çok esasen mahrem içeriğini bu ağlara gönderir oldular. Yazımın sıkıcı giriş bölümünden sonra yine sıkıcı gelişme bölümüyle devam ediyorum..

Günümüzde özellikle teknolojinin yerlileri yani evinde bilgisayarla doğan nesil, bu ağları kendi başlarına fütursuzca kullanabiliyorlar. Çocuklar artık zihninde “mahremiyet” algısı olmadan büyüyorlar. Belki de bu kavram giderek daha da yok olacak. Peki yok olması veya kalması? Hangisi daha iyi? Öncelikle istesek de gizleyemediğimiz kısma bir bakalım. İlk olarak;
Facebook, eskiden mevcut olan bir gizlilik ayarını şimdilerde kaldırdı. Artık aramalarda biri isminizi yazdığında kesin olarak görünüyorsunuz. Önceden bunu gizleyebiliyordunuz yani bir Facebook hesabınız olup olmadığını sizin Facebook’ta kim olduğunuzu herhangi biri aratıp göremiyordu. Şimdi ise afişsiniz. Belki bununla kimsenin bir sorunu olmayabilir fakat gizleyebildiğimiz kısma lütfen dikkat: İçerik.
Video, fotoğraf, hobiler, memleket, oturduğunuz il ilçe vs. her detayımızı girdiğimiz bu yerde bunları kimlere serbest kılacağımız konusunda 3 seçeneğimiz var.
-Arkadaşlarım
-Arkadaşlarımın Arkadaşları
-Herkes
Evet, seçimimiz hangisinden yana olmalı? 100 küsür arkadaşımız var diyelim, arkadaşlarımın arkadaşları seçeneğiyle paylaşım yapıyorsak (100 arkadaşınızın da en azından 100 arkadaşı olduğunu varsayalım) 100×100= 10.000 kişiye açık bir paylaşım yapmış oluyoruz. Yani hemen hemen herkes. Gibi. Bu yüzden arkadaşlarım seçeneği genel gizlilik ayarı olarak en mantıklı seçenek. Tabii paylaştığımız içeriğe bağlı olarak bunu o paylaşıma özel olarak değiştirebiliriz.

Twitter’da iş biraz daha gündemin sohbetin içinde olmak kamuoyuna sesini duyurmak olduğu için profilimiz kilitli olmasa da olur fakat burada da paylaştığımız içerik önemli. Eğer açık bir profil isek konum, özel fotoğraf, biri hakkında kötü düşüncelerimiz veya varsayımlarımız gibi verileri paylaşmamalıyız çünkü tahmin edemeyeceğiniz size ulaşmak isteyen herhangi biri herhangi maksatla gelip sizi çalıştığınız yerde ya da evinizde bulabilir. Google da aratması yeterli. Evet, Twitter size sormadan açık profilinizi Google’a, profil resminizi de Google görsellere listeliyor.

Konum bildirme konusuna Swarm adındaki uygulama epey yaygın. Anlık konum bilgimizi isteğe göre fotoğraf da ekleyerek paylaşmak için fırsat sunuyor. “Neden yapılır?”a hiç girmeden bunda da işi abartmış bulunmakta olduğumuzu belirteyim. Swarm’da belki gittiğiniz bir kafeyi, ya da yediğiniz lezzetli bir şeylerin fotoğrafını çekip konumunu arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Ama işin tuhaf kısmı ev konumumuzu paylaşmak. Bunu yapanlar azımsanmayacak sayıda. Bence yeteri kadar mahrem, sizce?  Tabi, burada da kiminle paylaştığınız önemli kriter, “Arkadaşınız veya değil”, iki seçeneğiniz var. Fakat günümüzde ekleşmelere genellikle aynı anda o arkadaşı siz de kazandığınız için geri dönüşler olumlu yapılıyor. Kanımca bundan kaçınmakta fayda var. Yani iki seçeneğiniz var: Ya kimleri arkadaş eklediğinize dikkat edeceksiniz, ya da nerede check-in yaptığınıza. Mahremiyet sizin için çok önemli olmayabilir her şeyinizin ortada olması belki sizi rahatsız etmiyordur ancak bir örnekle; ev konumunuzu yahut sürekli takıldığınız yerleri devamlı paylaşıyorsanız, tatile gittiğinizde şehir dışına çıktığınızda orada yaptığınız check-inler mesela evinizin soyulmasında birilerinin işini kolaylaştırabillir.

İnstagram platformu da yine aynı şekilde bir çok açık hesap ve bir çok özel fotoğraf, konum bilgisi ekli fotoğraf veya video paylaşımının olduğu ve bahsi geçen önlemleri almamız gereken bir mecra.

Bu arada, eğer değişen bir görüşünüz veya paylaşmaktan utandığınız, geçmişte paylaştığınız bir şey varsa geriye dönün ve silin. Bilindiği gibi İnternet’e girilen hiçbir veri girdiğiniz serverlar üzerinden silinmemek de ancak yine de son kullanıcıdan gizleyebilirsiniz. Günümüzde işe alımlarda bile kişinin sosyal medya hesaplarının taranması buna dikkat etmeniz için bir sebep olabilir. En azından kendinizi betimlemek istediğiniz kişiye net olabilmeniz için göz önünde bulundurmakta fayda var.

Mahremiyet kavramı kişiden kişiye farklılık gösterir elbet, fakat güvenliğini tehdit edecek derecede açıklık herkes için sakıncalıdır. Bu konuda başta anne babaların bilinçlenip çocuklarını da bilinçlendirmesi gerekmekte. Hatta ilkokullara bir ders olarak bile girebilir. Bugün büyük ülkelerin Siber Güvenlik konusuna bütçelerinden en büyük payı ayırması bize bir şeyler hakkında ipucu olmalı ve birey olarak kendi kişisel siber güvenliğimizi sağlamayı bilmeliyiz. Yeni çıkacak bir yasa ile belli yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı uygulanacak, fakat bu pratikte ne kadar etkili olacak bekleyip göreceğiz. Bize dayatılan teknoloji çoğu algımızı, alışkanlığımızı halihazırda değiştirmekte olsa bile mahremiyet algısı şuan için hala ölü sayılmaz. Belki de bir gün gelip özel hayat diye bir şey kalmayacak. Zamanın ve İnternet’in elinde şekillenen dünya, insanlığı nereye götürecek; bunu yaşayacak ve göreceğiz…

Emircem Bakırcı