burcuhan-senerE-Hayatınıza Merhaba Deyin!

İlk üretildiğinde bir oda boyutunda olan ve çoğu kişi tarafından oldukça gereksiz görülen bilgisayarın öngöremediğimiz oranda hayatımıza soktuğu bir gerçeklik internet.

Web 1.0 ile okuma ve bilgi edinme alışkanlıklarımız değişmeye başladı. Her türlü konu, haber ve fikre daha kısa sürede ve daha geniş kapsamda ulaşabilmemizin önü açıldı. Henüz içeriklere aktif olarak katkı sağlanamayan ve başında çok uzun vakitler harcanmayan internete bu döneminde ihtiyaçlar ve ancak sınırlı imkanlar dahilinde erişiliyordu.

Web 2.0’ın hayatımıza girmesiyle ise pasif birer aktör olmaktan çıkıp internet üzerinden iletişim kurabilen, içerik yaratabilen ve eskiye oranla internete çok daha fazla vakit ayıran aktif birer kullanıcı haline geldik. İnternetin yıllar önce tahayyül bile edilemeyen bu hızlı ve devasa evrilme süreci Web 3.0’daki potansiyelin ve yapay zeka, nesnelerin interneti gibi kavramların hayatımıza nasıl entegre olacağının da habercisi aslında. Peki bu evrilme sürecinin sosyal etkisinin ve hayatımızı ne yönde değiştirdiğinin farkında mıyız?

Tercih mi mecburiyet mi?

Her şeyi e-düzeyde yaşadığımız bir dönemden bahsediyoruz. Aslında yeni değil, gayet tanıdık. Tek bir fark var; artık hepsi dijital: e-ticaret, e-kitap, e-posta, e-devlet, e-fatura… Çok hızlı gelişen bu dijitalleşmeye ayak uydurmamak gibi bir seçeneğimiz ise yok. Aktif internet kullanımı artık bir tercih veya lüks olmaktan çıktı ve bu dinamizmi bir şekilde yakalamamız gerekiyor. Kabul etmek gerekir ki dünyanın standartları ve bununla bağlantılı olarak beklentiler değişiyor. Eskiden internetsiz bir ortamda daha uzun bir zaman diliminde tamamlayabileceğimiz bir işi artık daha kısa sürede yapabiliyoruz. Ansiklopediler yerini Vikipedi’ye bırakırken ev aramak için emlakçıları tek tek dolaşmak yerine internet üzerinden her türlü filtrelemeyi yaparak arama yapabiliyoruz. Her dilde ve her yerdeki bilgi, internetin sunduğu imkanlar sayesinde parmağımızın ucunda.

Değişen dünyanın ihtiyaçlarına karşılık verme anlamında en tanıdık örneklerden biri de e-postalar. Eskiden bir toplantının gerçekleşeceği veya bir dersin iptal edileceğine dair en az bir gün öncesinden haber vermek gerekirken artık e-postalarımızı gün içerisinde mutlaka kontrol etmemiz gerekiyor. Tahtaya asılan notlar tarih olurken faturalar da –çoğunlukla çevresel kaygı söylemleriyle- artık internet üzerinden gönderiliyor. Hatta kağıt para kullanımına son vererek ticaret ve alışverişi dijital ortama kaydırmak bile hedefleniyor.[1]

Ama son zamanlarda beklentilerin de değişmesiyle ortaya çıkan bu durum, istediğimiz yöntemi seçebilme tercihimizi elimizden alarak zorunluluklar yaratıyor. Artık bir konuda araştırma yapmamız için patronumuz/hocalarımız tarafından bize verilen süreler daha kısa. Bu beklentilere yanıt vermek için interneti kullanmamız ve hayat tarzımızı e-hayata adapte etmemiz gerekiyor.

Yani internet bir taraftan hayatımızı kolaylaştırıp bize zaman kazandırırken diğer taraftan beklentileri ve ihtiyaçlarımızı da belirleyerek hayatımızı şekillendiriyor ve kontrolü elinde tutuyor. Dolayısıyla kendi yarattığı ihtiyaçları yine kendi sunduğu yöntemlerle gidermemizi sağlayarak bizi kendine mecbur kılıyor.

Giderek hayatımızın daha fazla alanında yer almasının yanı sıra hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen internet, artık birçok temel ihtiyacımızın da yerine geçmiş durumda. Önceliklerimiz şüphesiz yeniden şekilleniyor. Bu durum, Web 3.0 ile daha da dramatik bir seviyeye gelecek. Şimdilerde görme ve işitme duyularımıza hitap eden internet, dokunma ve koku alma gibi duyularımız için de etkin bir hale gelince hayatımızdaki sanallık sınırlarını zorlayacak.

Bir sosyalleşme aracı olarak internet

Önce belgelerimiz, fotoğraflarımız, dosyalarımız dijitalleşti. Dijital dosya depolama ve paylaşım platformları sayesinde ise bunlara bütün elektronik cihazlardan erişebilme imkanı bulduk. Fakat internet sadece hayatımızı kolaylaştırmaya ve zaman kazandırmaya yönelik imkanlar sunmadı bize.

Web 2.0’ın ana unsuru olan iletişim, insanların internet üzerinden sosyalleşmesi sonucunu da beraberinde getirdi. “Sosyal” medya, gerçek hayatta pek de sosyal olmayan veya içe dönük bir karaktere sahip olan insanların dahi kendilerini rahatça ifade edebildikleri bir mecra haline geldi. Son yıllarda sıkça bahsi geçen “sosyal medya anneleri” de bu durumun başka bir boyutu. Özellikle zamanının çoğunu evde geçirenler, sosyal medya sayesinde internet üzerinden sosyalleşebilme imkanı buluyor. Üstelik internet kullanımı her zaman bilgisayar kullanımını da gerektirmiyor. Hala bilgisayar kullanmayı bilmeyen fakat akıllı telefonlar veya tabletler aracılığıyla internet kullanan bir X kuşağından bahsetmek oldukça mümkün.

Gelecekte bizi ne bekliyor?

İnternetin ileride sekte vuracağı birçok sektör olacağını söylemek mümkün. Fordist üretim ve makinalaşmanın hâlihazırda insan gücüne olan ihtiyacı azalttığı aşikar. Fakat görece tolere edilebilir orandaki bu etki katlanarak büyüyecek. Gelecekte nasıl bir dünya mı bizi bekliyor? Öngörebildiğimiz kadarıyla hayal edelim.

Akşam ailecek güzel bir haberi kutlamak üzere bir restorana gitmeyi planlıyorsunuz. Tabi öncesinde güzel bir alışveriş sizi bekliyor. İnteraktif bir şekilde fikir alabildiğiniz e-satış temsilciniz oturduğunuz yerden size uygun seçenekler sunuyor. Üzerinizde nasıl olacağını merak ettiğiniz kıyafetlerinizi istediğiniz saç modeliyle beraber görebileceğiniz hologramlardan en beğendiğinizi seçip ödemenizi de dijital ortamda yaparak satın alma işleminizi tamamlıyorsunuz.

Restoranda ise sizi yapay zekalı robot garsonlar karşılıyor. Tercihlerinize göre yiyecek imkanları sunan üç boyutlu menüden yaptığınız seçime göre gelen yemeğin ardından yaptığınız ödeme e-fatura şeklinde cebinize geliyor.

Günümüzde en aktif kullanılan sosyal medya mecralarından biri olan Facebook yerini yapay zekalı “ETER9”a bırakıyor. Sizin olmadığınız zamanlarda dahi geçmiş gönderilerinizden yaptığı analiz sayesinde sizin adınıza ve size uygun paylaşımlar yapabilen bu platform yokluğunuzu kimseye hissettirmiyor.

Size akıl veren, unuttuklarınızı hatırlatan, “sizin için en iyisini düşünerek” hayatınıza müdahil olmakla kalmayıp gerekirse size ters gelen şeylere bile sizi ikna ederek hayatınıza yön veren nesnelerin interneti, ucu bucağı olmayan bir derya. Her geçen gün sayıları hızla artan akıllı cihazlar şimdikinden çok daha gelişmiş teknolojilerle vazgeçilmeziniz haline geliyor. Bu cihazlar, yalnızca sizin için analizler, raporlamalar yapan e-asistanınız değil, aynı zamanda sosyal olarak da sizi tatmin edebilecek ve iletişim kurabileceğiniz e-arkadaşlarınız…

Bütün bu senaryolardaki dijitalleşmenin içinde ise daha verimsiz ve ek maliyet gerektiren insan gücüne olan ihtiyaç azalıyor ve görevi akıllı makinalar, yapay zekalı robotlar ve sayısız akıllı cihaz devralıyor. Bu da demek oluyor ki bundan birkaç yıl sonra artan işsizlik ile birlikte büyüyen dijital sektör ve internetin kullanım alanı, hararetle tartışacağımız konular olarak karşımıza çıkacak.

Burcuhan ŞENER

MARMARA BELEDİYELER BİRLİĞİ

Uluslararası İşbirliği Uzmanı