ozlem-sahra-akpinarDünden bugüne gelişen teknolojiyi takip eden “İnternet” aslında sosyal hayatta asosyal karakterler yaratmaya başladı. Artık daha az konuşuyor, daha az yüz yüze bakıyoruz. Yolda yürürken bile telefonla haşır neşiriz. Bizi bu hale getiren İnternetin gelişimi şu şekilde başlamış:

Tüm dünyayı saran internet ağının temeli Amerikan Fedaral Hükümeti Savunma Bakanlığı’nın araştırma ve geliştirme kolu olan “Savunma İleri Düzey Araştırma Projeleri Kurumu’na dayanır. 1969’da çeşitli bilgisayar ve askeri araştırma projelerini desteklemek için Savunma Bakanlığı ARPANET adında paket anahtarlamalı bir ağ tasarlamaya başladı. Bu ağ ABD’deki üniversite ve araştırma kuruluşlarının değişik tipteki bilgisayarlarını da içererek büyüdü. 1978’e kadar “İletim Kontrol Protokolü” (TCP) geliştirildi ve denendi. 1983’de tüm ARPANET kullanıcıları, “İletim Kontrol Protokolü/İnternet Protokolü” (TCP/IP) olarak bilinen protokole geçiş yaptılar. 1990’da ARPANET kullanımdan kaldırıldı. ARPANET’in kullanımdan kaldırılmasına rağmen TCP/IP protokolü kullanımı gelişerek devam etti. Şu anda internet de kullanılan en yaygın Protokol TCP/IP ‘dir.

ABD’li Bilim adamları tarafından icat edilerek 1947 yılında faaliyete geçen ilk bilgisayar ENİAC’ın (Electronic Numerical Integrator And Computer – Elektronik sayısal entegreli hesaplayıcı), yaklaşık 167 m² bir alanda ve 30 ton ağırlığında olması bu gün bizler için ne kadar şaşırtıcı geliyorsa, ilk sosyal paylaşıma dair veriler de o derece şaşırtıcı olabilir. (“ENİAC” Foto Kullanılabilir)

Terim olarak yaklaşık 7 yıl kadar önce tanıştığımız, son 3 yıl içindeyse hayatımızda yoğun şekilde ağırlığını hissettiğimiz sosyal medyanın geçmişi, aslında 70’li yıllara dayanıyor. Ward Christensen ve Randy Suess isimli iki bilgisayar meraklısı arkadaş, 1978 yılında arkadaşları ile bilgi paylaşımı içerisinde bulunmak, onlarla irtibatta kalmak için BBS isimli bir yazılımı hayata geçirerek (hiç farkında olmasalar da) ilk sosyal ağ örneğini ortaya koymuşlar.

İnternetin ve sosyal medyanın çevrimiçi bir iletişime dayandığı için doğru varsayılan bu bilgi ışığında, farklı kişilerin çevrimiçi ortamlarda, katılımda bulunarak iletişim kurmaları sosyal medya olarak değerlendirilmekte. Özellikle de 1978 yılındaki olanakları göz önünde bulundurursak, bu iki kafadarın yaptığı çalışma fena sayılmamak bir yana, işin prensibini oturtmakta. 1978’de ilk sosyal medya girişimi olarak adlandırılan BBS isimli yazılımdan MIRC’a, ISQ’dan, Facebook ve Twitter’a kadar sürecin günümüz yansımasında, iletişimin sanallıktan kurtulup gerçeğe dönmesi ile birlikte adeta bir sosyal medya çılgınlığı yaşanmakta.

1994 yılında ilk sosyal ağ Friends United kuruluyor. Birleşik Krallık’ta kurulan Friends United, kullanıcılarına eski okul arkadaşlarını bulmalarını sağlıyor (eminim size de bir yerlerden tanıdık gelmiştir). Aynı yıl içerisinde halka açılan Geo Cities, 3.57 milyar dolara Yahoo tarafından satın alınmış.

1997 yılına geldiğimizde Google’ın kurulmuş olduğunu, AOL’nin anlık mesajlaşma servisinin yayında olduğunu görüyoruz. 1995 yılında dünya üzerinde toplam web sitesi sayısı 1 milyona ulaşmış. 2000 yılında 70 milyon bilgisayar internete bağlı duruma gelirken, ilk ciddi rakamlara ulaşan (üç ay içerisinde üç milyon kullanıcı) Friendster yayınlanmış.

Gelişen teknolojik imkânlar ve alım gücüyle bağlantılı olarak günümüzde birçok kişinin her an elinin altında olan sosyal medya, zaman içinde baş döndüren bir gelişim gösterdi.

 

İnternetin gücü denilince akla ilk olarak Facebook ve Twitter gelse de, eğlenceden zorunlu iletişime, siyasetten ticari propagandaya, kitle yönlendirmeden marka yaratmaya, toplumsal farkındalıktan fenomenliğe, habercilikten profesyonel iletişime kadar birçok amaca hizmet eden pek çok sosyal ağ vardır. En fazla kullanılan sosyal ağları; Facebook, Twitter, Google+,LinkedIn, Pinterest, YouTube, Tumblr, Instagram, Vine, Flickr, Myspace vb olarak sıralamak mümkünken, sosyal mobil uygulamalar, bloglar, vbloglar (video bloglar) gibi farklı sosyal medya araçlarını da bu listede sıralayabiliriz.

İnternet güvenliği denildiğinde en önemli konulardan biri de kendilerini korumak konusunda bize ihtiyaç duyan çocuklarımızı, sosyal medyanın olumsuz etkilerinden korumaktır. Çocuğun mahremiyetini korumak ayrı bir olay iken, teknoloji bağımlılığına bağlı olarak gelişebilecek asosyalliğe karşı koruma ayrı bir meseledir. “Aman çocuğum bilgisayarının başında evde, gözümün önünde otursun” diye bir şey yok. Kim bilir? Sizin gözümün önünde diye düşündüğünüz çocuk odasına kapandığında, internetin sınırsız kötülüklerine belki bilerek, belki de bilmeden kendini kaptırmış olabiliyor. Belki şiddete, belki bağımlılık yapıcı maddeye, belki doğru yada yanlış cinsel tercihlerle haşır neşir olabiliyor. Çocuklarımızın gelişim döneminde internet onları içe dönük karakterlere dönüştürebiliyor.

İnternet, avantajları ve kullanıma bağlı olarak sunduğu imkânların yanı sıra, özellikle kişi mahremiyetine olan tehditlerine ve bunlardan korunma yollarına değinmeden edemeyiz. Burada temel prensibimiz: Özel hayat, özelde kalmalı, sosyal paylaşım ortamlarında ya paylaşılmamalı ya da dikkatli paylaşılmalı.

Bilgi teknolojileri ve internet dünyasının, insanlara hediye ettiği yeni medya alanı, herkes için bir anlam ifade ederken, siyaset ve yerel yönetimler için de avantaj ve risk demek. Mantığını doğru anlayan ve kullananlar için avantaj olan sosyal medya; sürecin dışında kalanlar ve adapte olamayanlar için de riskli bir alan.

Demek ki hayatın her alanında olduğu gibi internet kullanımında da ölçü mefhumunu göz ardı etmemeliyiz. Hayatın hangi alanında iletişim teknolojilerinden faydalanıp, hangi alanında beşeri ilişkilerimizi devreye sokacağımızı bilmeliyiz. Yoksa teknoloji ve gelişimi maksimum fayda ile kullanıp, yararlı hale getireceğimize, biz onun esiri olup, içinde kaybolup gideriz. İnternetin hem yararlı hem de zararlı olabileceğine örnek olan olaylarla gün geçmiyor ki karşılaşmayalım.

Kısacası Web.1.0 la başlayan macera, Web.2.0, Web.3.0 la devam ediyor. Hayatımıza artık internet ve sosyal medya yön veriyor. Hızına yetişemediğim iki şey var; biri zaman bir diğeri de internet J

 

Özlem Sahra Akpınar

İBB Medya AŞ.

İBB Sosyal Tesisler Radyosu Prog. Sorumlusu