Özellikle bilginin hızla yayılmaya başladığı ortamlarda yanlış anlaşılmalar, manipülasyon ve dezenformasyon da artmaktadır. Bu artış bizi hataya sürüklüyor ve sonrasında ‘’kriz başlıyor’’ diyebiliriz. Krizlerin önemli bir kısmı ise iletişim krizi olarak başlıyor sonrasında eskilerin de deyimi ile ‘’usul esasa mukaddemdir’’ yani usul, tarz, yöntem, biçim, şekil esastan önce gelir ve her zaman bir adım öndedir. Bu nedenle sosyal medya da olduğu gibi usulde yapılan yanlışlar zamanla esası etkiliyor ve esastan daha karmaşık bir nitelik kazanıyor.

Belki de İletişim kavramı teknolojiyle eş güdümlü hareket etmeli, tabi bu nasıl baktığınıza bağlı kimisi bunu bir ilerleme, kimisi bir değişim olarak kabul edebilir ama iyi bildiğimiz bir şey var ki hız çağında teknolojiye bağlı hareket eden iletişim araçlarının ördüğü dünyada hiç bişey aynı kalmıyor.
Kısacası bizim kültürümüzdeki ve modern batı paradigmasındaki zaman kavramı farklıdır. Modern paradigmaya göre zaman doğrusaldır akar gider ve biz onu kontrol etmeye çalışırız.
Klasik felsefe sürekli akan bir nehir gibidir ve ondan birşeyler almaya çalışırsınız. Modern batı paradigması için güzel bir anonim tanım vardır, babası klasik felsefeyle kavgaya tutuşmuş dedesi antik yunana sığınmış çocuk gibidir.
Batı medeniyetiyle bir hesaplaşma yaşayan dünya toplumları bu zaman kavramının batılı paradigmadaki dönüşümünden ister istemez etkileniyor. Bizim bakışımız bir kafa karışıklığını yansıtıyor, tarih tekerrürden ibarettir denildiği gibi, aslında biz geçmiş toplumların yaşadıklarının benzerlerini yaşarken, sonraki toplumlar da gelecekte de benzer şeyleri yaşayacak. Geleneksel birşey gibi ama hakim paradigma, zamanın döngüselliği bizi bu benzer yollardan geçiriyor. Doğu batı sentezi, bizim kültürümüz ile Avrupa kültürü sentezleme çalışmaları hep vardı. Müslümanlar için eskiye bağımlı gerici derler. Bunlardan kurtulmak için durumu kurtarma çabası adına sentezlemeler yapılıyor. Tarih teorisinde Spralite kavramı vardır, zamanın akışı ile ilgili bir kavram bir döngüsellik ve akış (lineerlik) var. Peyami Safa, Nurettin Topçu gibi bunu bir sentez çabası gibi bizde de benimseyenler olmuştur.

Mekana Bakış …
Modern batılı için ele geçirilmesi gereken topraklardır ve hükümdarlık o toprak üzerinde kurulur.Toprak sadece görünenden ibaret değildir, coğrafi keşiflerle başlayan sömürgecilik akımı toprağın altındaki değerli madenlerle dünyadaki refah seviyesini belirliyor. Tanzanyalı kabile resinin dediği gibi ‘’Avrupalılar bizim topraklarımıza geldiklerin de bizim elimizde altın onların elinde İncil vardı ,topraklarımızdan ayrılırken onların elinde altın bizim elimizde İncil vardı. Yani İncil ile uyutulmuş bir toplum kalmıştı.

Sosyal Medya ve İletişim
Sosyal medya ve iletişim kavramları bize batı düşüncesinin hediyesidir. Bunlara yaklaşırken düşünsel tedbiri unutmamakta fayda var.
İnternetin geleceğine baktığımızda ekranlardan çıkıp nesnelere yöneleceği artık eşyaları yönlendireceği bir ortam bizi bekliyor . Radyo, televizyon, cep telefonu, kamera derken şu an gelinen noktayı twitter ile özetleyebiliriz önceleri bir kelime ile başlayan serüven şimdi 140 karakter ile devam ediyor .
Twitter’ı toplumun fazlasıyla benimsemesinin nedeni; kısa öz ve muhatabın anlayabileceği şekilde olmasından kaynaklı, bizdeki sözlü kültüre de yakın atışmalı bir ortam olmasının da etkisi var. Şimdiki bilgisayarların içeriğine baktığımızda raflarda, çantalarda ya da masalarda ne varsa hepsi şu an bilgisayarlara girmiş durumda, sonrasında web 3.0 ile ekrandan tekrar hayata geri akacak dünyanın iletişim devleri şu an bunu bizlere ispatlamanın peşinde.
Facebook ‘un kullanıcısı dünya nüfusunun 1/5 ‘ini kapsıyor bu dünya tarihinde benzersiz bi kuşatma belki de .Sosyal medya araçları kısa sürede ciddi rakamlara ulaşmıştır. Facebook, Twitter, Google istikrarlı bir gelişim süreci geçiriyor.
50 milyon kişiye ulaşma süreleri diye bir istatistik var buna göre;
Radyo 38 yıl, Tv 13 yıl, internet 4 yıl, Twitter ise 9 ay içinde 50 milyon kişiye ulaşmıştır .
Sosyal medyada bir iletişim söz konusu, paylaşımlar, iletişim sistemimiz ve iletişime bakışımız değişmiş durumda . Aynı evin içinde odadan odaya cep telefonuyla iletişime geçer haldeyiz.

mücahit küçükyılmaz (1)

Bilgi tekelden kurtuluyor mu ?
Bilgiye ulaşmak inanılmaz kolaylaştı ama önemli olan o bilgiyi elde edenler gibi değilde o bilgiyi işleyenler ve hayata katanlar gibi o bilgiden bir teknik, o teknikten bir teknoloji, o teknolojiden bir medeniyet ortaya çıkararak güçlü olmak. Yani bilgiyi doğru işleyecek analitik bakış ve zihin önemli.
Yoğun bilgi insan zihninde kirliliğe yol açar o yüzden doğru olan herşeyden biraz bilmek yüzeyselliği teşvik eden bir sistemdir. Bilgiyi elde etmenin en güzel örneklerinden biri de akademik eğitim, Master yaparken size bir konu veririliyor ve o konuya dair literatürü bitiriyorsunuz, Doktora da biraz daha derinleşiyorsunuz .
Belki de zamanımız yok bahanesiyle bunu da yapamıyoruz, aslında zamanımız var fakat her gün yeni bir uyarıcıyla karşılaşıyor ve kafalarımızı gereksiz şeylerle dolduruyoruz .Modern hayatın içinde hepimiz mezar taşı okuyucularına dönüşmüş durumundayız Erzurumlu İsmail hakkı hazretlerinin Marifetnamesinde mezar taşı okumanın unutkanlık yaptığı yazar, halbuki onun yazıldığı dönemi düşündüğümüzde yazılı olarak insanların hayatlarının içinde karşılaştıkları tek şey belki de mezar taşlarıydı cami ve çarşı gibi şehir merkezlerinde bulunan mezarlarda mezar taşı okuyup zihni meşgul etmek gereksiz bir işti bunları okumanın kimseye de faydası da yoktu, sadece insan zihninde gereksiz yer işgal ederek başka bilgileri almaya engel oluyordu
. Sadece okumak değil tabi okumayla zihin çalışır ama görme faaliyetiyle o görüntü zihinde bir yer kaplar.
İnsanların çevreleri değişiyor ,her aracın kendine göre bir kitlesi var.Mesela radyo dinleyicisi daha samimidir, Tv izleyicisi yazılı kültür ile arası iyi olmayan kişilerdir, internet kullanıcısında ise acelecilik vardır .
Klasik bir iletişim sürecinde temel olarak ‘’KAYNAK’’ ve ‘’HEDEF’’ vardır .Kaynaktan hedefe bir mesaj gider ,mesajı taşıyan araçtır ve bir süre sonra araç mesajın karakterini de belirler. Basit bir ilişki gibi ama kim kaynak, kim hedef belli değil yani tipik bir kaos durumu var. Sosyal medyada yaşananlar kimine göre özgürlük, kimine göre anarşi olarak tanımlanabiliyor.
Her bireyin ya da kurumun kullandığı sosyal medya iletişim aracının tek taraflı değil de karşılıklı olması kullanıcılarına kaçacak bir yer bırakmıyor.
Kriz süreçlerinde tehdit sosyal medyadan geliyorsa cevapta aynı mecradan verilmeli, ‘’Sosyal medyada olan sosyal medyada kalmalı’’ bunu alır Tv ya da gazeteye taşırsak konuyu büyüterek bir kriz yaratmış oluruz. Sosyal medya klasik medyaya göre daha kontrolsüz bir mecradır, klasik medyada bir hukuk ve tekzip vardır hatta mahkeme zoruyla tekzip yayınlamak zorunda kalınabilir. Sosyal medyada ise durum farklı  ne kadar hakarete maruz kalırsanız kalın hukuk henüz bir şey yapamıyor.
Sosyal Medyanın Püf Noktaları;
• Hesabınızda paylaştığınız metnin dilbilgisi kurallarına uygun olması .
• Gündemden kopuk yapılan açıklamalar dikkate alınmıyor. Ama sizin gündem oluşturmanız mevzu bahis olduğunda olumlu tepkiler alıyorsunuz.
• Takipçileriniz kadar takip ettikleriniz önemli.
• Hakaret içeren metinlerin kararının baştan verilmesi gerekiyor.
• Çok değil ama önemli konularda ve özel günlerde mesaj vermek gerekli.
• Seçilen fotoğraflar sade ve içten olmalı.

Sosyal medyanın hayatımızı kuşatmasıyla krizler de kaçınılmaz hale geliyor. Sosyal medya üzerinden sürekli bir iletişimin olması krizin de artmasına sebep, çerçeve büyüdükçe kriz de büyüyor. Meseleyi iyi kavrayıp çerçeveyi ona göre değiştiremezseniz kriz daha da büyür. Gezi olaylarında olduğu gibi..

Bu gibi kriz anlarında Kriz yönetimi için planlamanın doğru yapılması, tecrübeli bir kadronun oluşturulması, kararlaştırılmış bir aksiyon planının uygulanması ve planlanmış güçlü bir iletişimin olması şarttır. Kriz sırasında olabilecek en kötü senaryo ise ekibin dağılmasıdır. Mesela Can yayınları standında bir çocuk kitap hırsızlığıyla suçlanıyor sonra çocuğun masum olduğu anlaşılınca özür dilemek için çocukla iletişime geçiyorlar ve kurumsal olarak kamuoyunda özür dileniyor hatta çocuğu bir sonraki sene şeref konuğu olarak çağırıp olaya sebep olan çalışanları da işten çıkararak başarılı bir kriz yönetimi sergiliyolar.
Sonuç olarak önemli olan kriz sürecinin kurallara uygun, başarılı bir şekilde ve tek elden yönetilmesidir.