IMG-20160226-WA0258

Kitle iletişim araçları olarak adlandırılan medya, geniş kitlelere seslenen ve bu kitle içinde bilgi, haber, düşünce, görüş alışverişini sağlayan araçlardır. McQuail’e göre medya, toplumda etki, denetim ve yeniliklerin potansiyel araçları olarak güç kaynağı; çoğu toplumsal kurumun çalışması için gerekli bilgilerin kaynağı ve aktarım aracıdır. Bu anlamda medyayı kamusal ve toplumsal işlevleri olan araçlar olarak nitelendirebiliriz. Doğru bilgiye ulaşmanın yollarının konuşulduğu bir çağda yapımlarını gerçekler ve bilgi temeli üzerine kuran medya kuruluşları, daha fazla güven kazanarak sağlıklı bilgi kaynakları olarak algılanmaktadır. UNESCO’nun hazırladığı ünlü McBride Raporu’nda, medyanın işlevleri sıralanırken öncelikli olarak “haber ve bilgi sağlama” görevine dikkat çekilmektedir. “Bireylerin toplumsal hayatın bir parçası haline gelmesi yani toplumsallaşması, toplumsal amaçlar için motive edilmesi ve toplumsal değerlerin belirginleşmesi” de medyanın öncelikli görevleri arasında sayılmaktadır. Ayrıca medya bireylerin iyi vakit geçirmesi, eğitim seviyelerinin yükseltilmesi, kültürel değerlerin korunması gibi işlevleri de yerine getirmektedir. Böylelikle medya, hayatımızın önemli bir parçası haline gelmiştir. Diğer taraftan küreselleşmenin de etkisiyle medya artık ekonomi ve siyaset konularıyla yakından ilişkilenmeye başlamıştır.

Siyaset hem “kaynakların paylaşımı mücadelesi”dir, hem de “değerlerin paylaşılmasına hizmet eden” bir araçtır. Siyaset toplumda uzlaşma ve bütünleşmeyi hedef alarak herkesin yararına bir toplum düzeni kurulması için çaba harcamaktadır. Siyaset, nasıl baktığınıza, ne anladığınıza ve hangi amaca hizmet ettiğinize bağlı olarak şekillenen bir süreçtir. Siyaset bilimci Van Dyke siyaseti, “kamuyu ilgilendiren sorunlarda kendi tercihlerini kabul ettirmek, uygulatmak, başkalarının tercihlerinin gerçekleşmesini engellemek üzere çeşitli aktörlerin yürüttükleri bir mücadele” olarak tanımlarken, David Easton, “maddi ve manevi değerlerin otoriteye göre dağıtılması sürecine” siyaset adını vermektedir.

Çok sayıda insanın bir arada yaşaması tek başına siyasetin varlığını açıklamaya yetmemektedir. İlter Turan, bu insanların çeşitli bağlarla birbirine bağlanmış olmalarını ve etkileşimde bulunabilmelerini siyasetin gereği olarak kabul etmektedir. Toplum organik bir bütün olmasına rağmen karşılıklı bağımlılık içinde olan çok sayıda alt topluluk bulunmaktadır. Burada karşımıza toplumun en belirgin özelliklerinden biri olan “farklılaşma” çıkmaktadır.

Farklılaşma nedenlerinin siyasete konu olabilmesi için aynı konudaki çıkarlarını farklı algılayan, farklı tutumlar benimseyen topluluklar bulunması ve bunların siyasal sistemden değişik kararlar üretmesini beklemeleri gerekmektedir. Farklılaşma, toplumca uyulması zorunlu kararlara ilişkin çatışmalara yol açtığı için siyasetin vazgeçilmez koşulunu oluşturmaktadır. Farklılaşma sonucu toplumda ortaya çıkan görüş ve çıkarların uyumsuzluk göstermesi de doğal karşılanmalıdır. Eğer her görüş ve çıkarın kısıtlama olmadan tatmin edilmesi mümkün olsaydı, zaten siyaset olgusundan da söz edilemezdi. İletişim de mesaj alışverişiyle insanlar arasında “ortaklık sağlama” amacı gütmekte, “insanların sahip oldukları bilgi, düşünce ve tutumlarını, çeşitli yollarla başka kişilere aktararak toplum içinde benzeşme ve birlik sağlamayı” hedeflemektedir.

Medya, işlevleri ve konumu itibariyle demokratik rejimlerin gelişmesinde ve demokratik bilincin oluşmasında birinci dereceden etkili bir iletişim aracıdır. Bu yönüyle medya, var olduğu günden, günümüze kadar kamuoyu, siyaset ve siyasal kurumlarla iç içe olmuş; siyasetin ve siyasi yönelimlerin kamuoyuna aktarılmasında önemli bir konuma sahip olmuştur. Medyanın günümüzde insan ve toplum hayatındaki etkisi önemli boyutlara ulaşmıştır. Artık medya, hayatın her alanında bilgilendirici ve yönlendirici bir güç olarak yer almaktadır. Siyasetin oluşumunda, yönlendirilmesinde medya çok büyük bir rol üstlenmektedir. Amerikan siyaset bilimci Richard Fagen, “Eğer iki bin kişiyi kitle iletişim araçlarının kilit noktalara yerleştirebilecek bir düzenbazlık çetesi kurabilme imkânı olsa, Amerika’nın tümünü ve dünyanın büyük bir kısmını ABD Başkanının öldüğüne inandırmak işten bile değildir.” sözüyle kitle iletişim araçlarının toplumlar ve kitleler üzerinde ne denli etkili olduğu ifade etmektedir. Medya, haber kaynağı olarak siyaseti görmektedir. Günümüzde ülke yöneticilerini topluma tanıtma görevi medyaya yüklenmiştir. Ülkemizde yapılan çoğu araştırmada halkın siyasal aktörleri tanıma, demokrasiyi tanımlama ve siyasi sorunları analiz etme noktasında yeterli bilgiden yoksun olduğu görülmüştür. Çünkü siyasal içerikli haberler, genellikle bireylerin ihtiyacından ziyade magazinsel içerik taşıma eğilimdedir.

Günümüzde, sosyal medya araçları her alanda kullanılmaya başlanmıştır ve hayatımızı derinden etkilemektedir. Son yıllarda, bu araçlardan özellikle Facebook ve Twitter toplumsal hareketlerde ve bu hareketlere binaen şekillenen siyasette de önemli bir rol oynamaktadır. Bu araçlar, koordinasyon ve iletişim araçları olarak hem barışçıl protestocular hem de radikal sesler için mükemmel bir yol olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Aynı düşünceyi paylaşan bireyler ve gruplar gerçek zamanlı olarak birbirleri ile iletişim kurmak için bu araçları kullanmaktadır. Gezi Parkı olayları (2013) , sosyal medyanın tetiklediği Arap Baharı (2011), İran Devrimi (2009), Wall Street’i İşgal Et (2011) gibi toplumsal olaylar medya yoluyla siyasete yön vermiştir. Bu da bugüne kadar alışık olduğumuz medya, siyasetin (iktidar ve ana muhalefet) ‘’ideolojik aygıtı’’ ve ‘’yumuşak gücü’’ olup onu şekillendirirken tam tersine olaylar, üst yönetimi şekillendirmiştir. Sonuç olarak medya siyasetten bağımsız, siyaset medyadan ayrı değildir. Medya siyaset ilişkisi tüm yönetim sistemlerinde mutlaka devam eden bir süreçtir. Dolayısıyla medya ve siyaset, her zaman ve her durumda sürekli etkileşim ve iletişim içinde olmak zorundadır. Medya ve siyaset, birbirlerinden ayrı süreçler olarak değerlendirilemez. Hem siyasetçilerin kamuoyu oluşturması, hem de medyanın toplumsal gücü yakalaması açısından birbirleri arasında sürekli etkileşim halindedir ve her dönem birbirlerine yön verme gayretindedirler. Bu etkileşimde medya, siyasi aktörler ve kamuoyu arasında köprü görevi görmektedir.

Hatice SERİN

BAKIRKÖY GENÇLİK KOLLARI EĞİTİM BİRİM BAŞKANI