veysel-celebiİnsanlık tarihi başladığı zamandan beri iletişim ihtiyacı hep var olmuştur. İlk insanlar dumanı, davulu kullanmışlar daha sonra ise hayvanları bu konuda eğitmişlerdir. Zaman ilerledikçe insanoğlu haberleşme için yeni yöntemler aramaya başlamışlardır. Sırasıyla mektubu, telgrafı ve telefonu kullanmıştır. Teknolojinin ilerlemesiyle iletişim için yeni bir yöntem yani internet bulunmuştur. Bu muazzam teknoloji 1960’lı yılların başında ABD’de ARPANET adıyla başlamış ve gelişerek ağlarını büyüterek ve en önemlisi kullanım cihazlarını küçülterek günümüze kadar gelmiştir.1970’li yıllarda bir bilgisayarı kamyonlarla taşırken bugün avuç içine kadar küçülen cihazlarla internete girebiliyoruz. Gelişen teknolojiyle beraber her türlü bilgiye çok hızlı bir şekilde ulaşabiliyoruz. İstediğimiz anda bir habere ulaşıp istediğimiz anda komik bir video izleyebiliyoruz ve istediğimiz anda dünyanın neresinde olursa olsun başka biriyle görüşebiliyoruz. Ve internetin en önemli faydalarından biri olarak oturduğumuz yerden istediğimiz bir eşyayı alıp istediğimiz adrese alabiliyoruz.

Bu kadar hızla büyüyen bu teknoloji evreninde ne kadar güvendeyiz?

Dünyada her alanda iyiler ve kötüler olduğu gibi internet âleminde de kötüler mevcut. Hem de normal suçlular gibi değil daha zalimleri daha zararlıları bulunmakta. İnternetteki kötü niyetli insanlar “hacker” tabirinin doğmasına sebep olmuştur. Hackerlar kullandıkları zararlı yazılımlar ve virüslerle istedikleri her türlü bilgiyi elde edebilmektedirler. Bugün çok önemli bir dünya lideri bile kötü niyetli insanların elinde rezil durumlara düşebiliyor. Dünyanın en önemli güçleri bile bu saldırılar karşısında kendilerini savunamazken bizler kendimizi nasıl koruyabiliriz? ABD gibi dünya gücü bir ülkenin milyar dolarlar harcasa bile hala kendisini savunamıyorsa biz kendimizi nasıl savunabiliriz? Burada bahsetmek istediğim iki anekdot var. Birincisi ABD yapımı Person Of İnterest dizisinde geçen bir sahne. Şöyle ki; dizinin ana karakterlerinden Harold Finç bir bilgisayar korsanıdır ve korumaları gereken bir şahsın bilgileri gerekir ve tam bu sahnede şunları söyler : “Biz devlet olarak eskiden insanların bilgilerini almak için çok çaba gösterirdik ve kimse bu bilgileri vermezdi. Ancak şimdi insanları Facebook, Twitter gibi sosyal medya hesapları sayesinde gönüllü olarak bilgilerini veriyorlar.” Benim çok garibime gitse de sonradan fark ettim ki hakikaten tüm özel bilgilerimizi sosyal ortamlarda paylaşabiliyoruz. İkinci anekdot ise Down Brown’un Dijital Kale romanından. Bu romanda ise NSA TRANSLTR olarak adlandırdığı dev bilgisayarla şifre çözümü gerçekleştirilmesidir. Daha sonrada gelişmeler gösterdi ki gerçekten NSA, CİA gibi kurumların kişisel mailleri tek tek okuduklarıydı. Bugün Julian Assange ve Edward Snowden gibi insanlar olmasa belki de kanıtlanmazdı. Bu gibi insanlar sayesinde büyük devletler bizi izliyor efsanelerinin gerçek olduğu anlaşıldı.

İşte bugün en basitinden ele alırsak Facebook’ta evimizin resimlerini, kaçıncı katta olduğunu, adresini, eşyalarımızı, doğum tarihimizi, nüfus bilgilerimizi ve daha nicelerini paylaşıyoruz ve bir süre sonra da şunu paylaşıyoruz “tatildeyiiiz” Peki sonra ne oluyor eve bir geldiğimizde evde hiç bir şey kalmamış. Peki, daha ne hatalar yapıyoruz? Örneğin adını sanını bilmediğimiz bir siteden pahalı eşyalar almaya kalkıyoruz, herkesin kullandığı WİFİ ağından kredi kartını giriyoruz. Sonra bir bakıyoruz ki kredi kartımızın içi boşaltılmış. Biraz daha uç noktalardan örnek verecek olursak çocuğumuzun resimlerini paylaşıyoruz ve çocukları kaçıran mafyaların radarına giriyoruz.

Bunca güvenlik erozyonunda kendi güvenliğimiz, ailemizin ve sevdiklerimizin güvenliği için dikkat etmemiz gereken maddeler nelerdir?

Bunlardan en önemlisi sosyal medya ve e mail hesaplarımızın şifrelerinin çok kolay elde edilebilir olmamasıdır. Örnek verecek olursak Splashdata firmasının 2014 yılında en çok kullanılan listeler ise şu şekilde sıralandı: 1-) 123456 2-) password 3-) 12345 4-) 12345678 5-) qwerty. Dünyada en çok bu şifreler kullanılırken Türkiye’de de durumlar farklı değil bizlerde bol bol 123456, 555555 gibi şifreler kullanmaya devam ediyoruz. İşte burada şifremiz herkesin ulaşamayacağı karakterle oluşturulmalıdır. Bunlar bir sayı, büyük harf, küçük harf ve özel karakterlerden oluşan ve en az 8 haneli olmalıdır. Çünkü karakterler ne kadar değişik ve ne kadar uzunsa şifrenin kırılmasının süresi ve zorluğu o kadar uzamaktadır. Bir diğer önemli nokta ise bu şifreleri ortalık yerlerde bırakmamamız. Bir keresinde bir arkadaşımın şifrelerini bilgisayarın monitörüne yapıştırdığını görmüştüm. İşte bunu yapmak aslında hiç şifre koymamak demektir. Bir diğer önemli nokta ise ne kadar zor olursa olsun şifrelerimizi zamanla değiştirmemiz gerekmektedir. Dijital güvenliğimizin önemli noktalarından biri de sahte linklerdir. Bilmediğimiz bir linke tıklayarak virüsü çok kolay bulaştırabiliriz. Kredi kartı ve banka hesapları kullanımında ise bu daha da önemlidir. Çünkü sosyal medya hesaplarımızda paylaştığımız adımız, soyadımız, doğum tarihimiz ve memleketimizle çok kolay nüfus bilgilerimize ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarımızda dayımız, anneden dedemiz ekliyse buradan da annemizin evlenmeden önceki soyadına ulaşılabilir. Zaten müşteri hizmetlerini aradığınızda bu bilgileri sormaktadır. Bu yüzden bu bilgilerin paylaşılmaması son derece önemlidir. İnternet kafelerden, ortak WİFİ ağlarından da kredi kartı ile alışveriş yapmamalıyız. Çünkü artık ortak ağdaki iki aygıtın birbirini görmesi çok kolay yapılır hale gelmiştir. Herkesin kullandığı ortak bir bilgisayara çok küçük bir aparat takılarak bilgisayara hangi şifre girilirse kaydedilmesi mümkündür. İnternet alışverişlerimizde 3D securenin mutlaka açık olması gerekmektedir. Çünkü eğer alışveriş son olarak sizin onayınıza sunulmazsa kartınızı bulan herkes istediği gibi alışveriş yapabilir.

Sonuç olarak nasıl artık evlerimizi çelik kapılarla, açılamaz kilitlerle koruyorsak, dijital verilerimizi de o önemde korumalıyız. Koruyamazsak maddi ve manevi her türlü kayba uğrayabiliriz.


Veysel ÇELEBİ

İBB İSTANBUL MEDYA A.Ş.

Kurumsal İletişim Sorumlusu