gorkem-celik

Sosyal Medya ve Toplum

Milenyumla birlikte hayatımıza giren sosyal medya ağları, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin hemen hepsi tarafından çok kolay benimsenmiş, hayatın her alanına dahil edilmiş bir mecra haline geldiler.

Sosyal ilişkilerimizden, arkadaşlıklarımıza, marka bilgilerinden, şikayetlerine kadar neredeyse sonsuz bir bilgi birikimini içinde barındıran dev bir kavram olan bu sosyal ağlara ulaşmak ve kullanmak, o kadar basit ki yaşları fark etmeksizin her birey gündemi, sosyal ağları, ve herhangi teknolojik bir cihazın takibini kolaylıkla internet üzerinden yapabilmektedir.

Her geçen gün insanlar için vazgeçilmez bir hale gelen sosyal medya mecraları üzerine sayısız araştırmalar yapılıyor. Yapılan son araştırmalar 2015 yılında 2014 yılına kıyasla 525 milyon artış ile dünya üzerindeki yaklaşık 3 milyar kişinin internete bağlanabilir olduğuna dikkat çekiyor. Bu rakamlar We Are Social’ın raporuna göre ise; Türkiye için şöyle şekilleniyor:

Türkiye genelinde 37,7 milyon aktif internet kullanıcısı bulunuyor. Buna göre 76.7 milyonluk nüfusun olduğu ülkemizde aktif internet kullanıcı penetrasyonunun %49 olduğu görülüyor.

40 milyon aktif sosyal medya hesabı bulunan Türkiye’de sosyal medya hesaplarının penetrasyon oranının ise %52 olduğu görülüyor.

Bu korkutucu bir gerçek mi yoksa bu durumdan gurur mu duymalıyız bilemiyoruz ama Türkiye, sosyal medya kullanımı konusunda dünyada ilk sırada yer alıyor.

Rakamlardan da anlaşıldığı üzere bireyleri kendisine bağımlı kılan bu sosyal ağların elbette etkileri de çok çeşitlidir. Sosyal medya tanıştığı her insanın siyasal, kültürel ve eğitsel dünyasına direkt olarak etki etmektedir. İnsanlar sosyal medya üzerinden örgütlenebiliyor, içerik oluşturabiliyor, bilgi aktarımı yapabiliyor ve haberleşebiliyor. Bu sosyal medyayı sadece bir eğlence mekanı olmaktan çıkarıyor ve önemini gözler önüne seriyor. İlk başta sadece gençlerin vakit geçirdiği ve gereksiz bir uğraş olarak görülürken, daha sonraları siyasal hareketlerin bu mecraları kullanarak örgütlenmesiyle ve büyük bir insan potansiyeline hitap etmesiyle öneminin farkına varılmıştır. Sosyal medya artık uluslar ve gruplar açısından gerçek ve güçlü bir bomba niteliğinde.

Sosyal ağların toplumsal dinamik içinde en etkin olduğu alan duyuru alanıdır. Bir bireyin şahit olduğu bir olayı anında sosyal paylaşım hesabında yayınlamasıyla, olaya kilometrelerce uzakta olan bireyler bile bundan haberdar olmaktadır. Ve bu haberi alan bireyler de harekete geçebilmekte ve düşüncelerini beyan edebilmektedirler. Sosyal medya bir olayın geniş kitlelerce benimsenmesini sağlamaktadır.

Bu konuya örnek olarak Arap Baharı’nı gösterebiliriz.

Ülkelerdeki sosyal, ekonomik ve siyasal bunalımlar, teknolojik alanda sosyal medyanın kullanım ağının genişlemesiyle bir patlamaya neden olmuştur. Bu mecralar sebebiyle dünyanın adeta “küçük bir köy” haline gelmesi zaten patlama noktasına gelen bölge halkları için gerekli ortamı oluşturmuştur.

 

2011 yılı başlarında Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı saran Arap Baharı’nın böylesine kitlesel ve hatta bölgesel halk hareketine dönüşmesi şüphesiz ki sosyal medyanın büyük katkıları ile olabilmiştir.

Halk hareketlerinin örgütlenme ve iletişim aracı olarak sosyal medya araçlarından yararlanılmasının ardından yaşananlara “sosyal medya devrimi “ gibi tanımlamaların yapılmasıyla, sosyal medyanın önemi ve etkisi tartışması artarak devam etmektedir. Burada insanlar başta Facebook ve Twitter olmak üzere diğer toplumsal paylaşım ağları yoluyla örgütlenerek toplantılar ve geniş katılımlı gösteriler organize etmişlerdir. Başta sosyalleşme, eğlenme, sosyal sermayeyi geliştirme gibi amaçlarla kullanılan toplumsal paylaşım ağlarının bu süreçte yaşanan halk hareketlerinde başat iletişim aracı olması, bölgede yaşananların anlaşılma çabalarının ancak bir yönünü teşkil edebilir. Belirtmek gerekir ki, bölgede yaşanan süreç, söz konusu ülkelerdeki uzun süre devam edegelen toplumsal bunalımın ve kaynamanın bir tezahürü olarak değerlendirilmelidir. Yani burada sosyal medya tek başına yaşanan süreci açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Sosyal medya ancak yaşanan süreci hızlandırmış ve bölgedeki iktidarların direnişini kırmak noktasında yardımcı olmuştur. Denilebilir ki; sosyal medya tek başına toplumsal bir döngü yaratmaz sadece yaşanacak olaylara bir barut olma görevi görür. Toplumsal rahatsızlığın ve memnuniyetsizliğin dışavurumu gerçekleşmeye başladıktan sonra, sosyal medyanın örgütlenme konusundaki önemi keşfedildi.

Görüldüğü üzere sosyal medya kullanımında önemli olan bireylerin elinde olan bu gücü nasıl kullandığı. Bu her an patlamaya hazır bombayı elinde taşıyan herkes suça meyilli bir şüpheli. Sosyal medya, yeni jenerasyonu kontrolden çıkarıp, tehlikeli bir hal de alabilir, iyi hedefler için kullanılan bir pusula görevi de görebilir. Özellikle teknolojiyi adım adım takip edemeyen ebeveynlerin güçlük çektiği çocuklar üzerindeki sosyal medya kontrolü üzerinde ayrıntılı çalışma yapılması gereken bir konudur.

Toplumun sosyal medyadan aldıklarının yanı sıra beklentileri vardır. Bir medya unsuru, bireylere doğru bilgi aktardığı ya da sosyal ihtiyaçlara karşılık verebildiği sürece rağbet görmektedir. Beklentilerinin karşılanmadığı yerde hemen farklı bir alternatifi değerlendiren ya da alternatifi kendi yaratan bireylerin isteklerine göre şekil alan kuruluşlar sürekli bir yenilenme içindedirler. Bu kuruluşlar toplumdan karşılık alarak yenilenme, gözden geçirilme ve dönüşüm sürecinin içine girerler.

Bireylerin dünyayı ve ülkelerini daha yakından takip edebilmeleri, yaşanan gelişmeler karşısında farklı yönleri ve görüşleri kavrayarak doğruya en yakın fikri benimsemeleri açısından sosyal medya önemli bir mecradır. Fakat amacından farklı kullanılan bir sanal ağ sadece eğlenmek adı altından öldürülen zamandan başka bir şey olmayacaktır. Ve bu durum, daha önceden de bahsettiğimiz gibi bir neslin veya kültürün sonunu hazırlayacaktır.

Görkem ÇELİK

İBB MEDYA A.Ş.

Kurumsal İletişim Uzmanı