muammer-ozenenSahi Ben Kimim?

Selamün Aleyküm; ben Facebook ta ki mümin arkadaşın Ahmet, doğrucu Ahmet canım. Ya hani şu Twitter’daki sisteme isyan eden, kimsenin atar yapamadığı Ahmet, Dur bu sefer kesin tanıyacaksın. İnstagram’da ki yakışıklı çocuk canım, dünya yansa umurunda olmayan Ahmet.

Yeni dünya düzeninde insanlığın yararına kolaylaştırıcı keşifler ve bilimsel meraktan gelen keşifler yaşantımıza yeni boyutlar kazandırıyor. Fiziksel dünya ve dijital dünya arasında ayrım yapamıyoruz. Yapamadığımız bu ayrım belirgin olarak kimlik bunalımlarına ve kuşak çatışmalarına neden oluyor. Sosyal medyanın yükselişi ile birlikte toplumda (bireylerde) yeni davranış şekilleri ve problemler de ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal platformlarda insanlar kendilerini olduklarından daha farklı olarak ifade etme ihtiyacı hissediyorlar. Üstelik her sosyal mecrada farklı kimliklere bürünerek. Fiziksel hayatta yaşadıklarını sosyal ağlar aracılığıyla ifade etmek, ifade ederken farklı göstermek veya hiç yaşamadıkları bir olayı bir anı yaşıyorlarmış gibi göstermek tam anlamıyla bir saplantı oldu. İnsanların sosyal medya ya yönelmelerinin ve kendini tamamen olduğundan farklı göstermesinin altında aile içi sorunlar, merak, kendini daha rahat ifade edebilme alanı bulma, cinsellik, arkadaş çevresi edinme, görüşlerini daha rahat ifade edebilme,  kar amacı gütme ve bilgi edinme gibi onlarca sebep yatıyor. Bu sebeplerden dolayı herhangi bir insanı aynı anda farklı sosyal mecralarda farklı ad, farklı düşünce ve davranışlarla görebilmemiz mümkün. Bahsettiğimiz sebepler ile sosyal ağlara yönelen bireyler sosyal ağlarda oluşturdukları bu kimlikler ile gerçek kimlikleri arasında sıkışıp kalıyorlar.

Temelde bu ağların etkileri tamamen olumsuz olduğu söylenemez. Özellikle genç kuşak üzerinde bilinçli kullanımdan doğan olumlu etkileri de yadsınamaz derecede fazla. Sosyal ağlar amacına uygun kullanıldığında gerçekten bireylerin sosyalleşmesinde olumlu etki sağlayıp, kişinin kendisini çevresindeki insanlara karşı ifade edebilmesi yeteneğini geliştirmektedir. İnsanlar, çevresindeki arkadaşlarıyla sürekli iletişim halinde kaldıkları ve bilgi paylaştıkları için yalnızlık duygusunun neden olacağı depresif düşüncelerden uzak kalmaktalar.

 

Bu durumu babama nasıl açıklayacağım?

Yaşanan bu kimlik bunalımının yanı sıra teknolojik gelişmelerden kaynaklanan nesiller arası uçurum kuşakların birbirini anlayamamasına da sebebiyet veriyor. Gelenekçi toplum yapımız ve geçmişten gelen millet olgumuz sebebi ile yeni medyanın getirdiği sınırsız özgürlük kavramı henüz toplumumuzda yer edinemedi. Sosyal medyanın gençler arasında oluşturduğu dil ve karakteristik yapıyı anlamak ebveynlerine zor geliyor. Öyle ki ailelerin çocuklarından son yıllarda en sık duyduğu cümle “Uff beni anlamıyorsunuz” oldu. En basit örneği ile büyüklerinin karşısında bacak bacak üstüne atmayan, az konuşan gençlerin olduğu bir toplum yapısından, babasının yanında uzanıp yüzüne bakmayan, “baba naber ya, iyimisin sen ya ” rahatlığında bir toplum olmamız kesinlikle sancılı olacaktır.

 

Gelenekçiler ve gelecekçiler karşı karşıya

Ülkemizde yeni medya aslında gelenekten geleceğe bir sürecin izlerini taşıyor. Bu çatışmalar ve farklılıkları nasıl çözebiliriz sorusuna alınan cevap hep aynı: Eğitim ! Vakıflar dernekler ve kurumlar aracılığı ile çeşitli çabalar söz konusu. Henüz milli eğitim sistemimizde dijitalleşme ve sosyal medya kullanımı ile ilgili bir çalışma yok. Bilgisayar derslerinde pencereyi aç, başlata basla devam ediyoruz. Maalesef dijital dünya o kadar karışık ve birbiriyle bağlantılı ki bu konu ile ilgili eğitim veren dernek, kurum ve vakıflarda kendi aralarında fikir ayrılıkları ve çatışmalar yaşıyor. Ortak bir dil oluşturulabilmiş değil. Televizyonlarda gördüğümüz beyaz ve kırmızı mızraklı melekleri görür gibiyiz.

Toplum olarak başımıza bir felaket gelmeden, canımız yanmadan tedbir alma gibi bir derdimiz yok. Sosyal medya kullanım yaşının ilkokul seviyelerinde olduğu ülkemizde ilerde daha büyük toplumsal sorunlarla karşılamamak, uluslararası arenada kendi ayakları üzerinde duran bir devlet yapısı için genç yaştan itibaren en azından doğru sosyal medya kullanımı eğitimlerinin verilmesi gerekiyor. Üstelik bunun vakıflar ve dernekler aracılığı ile değil direkt devlet eliyle yapılması lazım. Milli eğitim sisteminin yeni dünya düzenine ayak uydurması şart.

 

 

Dijital dünyanın yarattığı etkiler sosyolojik ve pisikolojik araştırmaların da konusu oluyor

Göterborg Üniversitesi’nde bir grubun bin kişi üzerinde sosyal paylaşım siteleri konusunda yaptığı ankete göre başkalarının hayatlarını Facebook üzerinden takip eden internet kullanıcıları, bunları kendi hayatlarıyla kıyasladıktan sonra bunalıma giriyor. Aynı araştırmaya göre sosyal paylaşım sitelerinde vakit geçirmenin dikkat eksikliğine ve sözsüz iletişime neden olabileceği belirtiliyor.

Bir diğer araştırmada ;

Kanada’da York Üniversitesi’nde 100 kişinin Facebook kullanma alışkanlıkları psikoloji tarafından kabul edilen narsistlik ve özgüven indekslerine göre değerlendirildi. Günde bir saatten fazla Facebook kullanan, poz verilmiş, photoshopla oynanmış resimlerini profiline koyan ve statüsüne ‘Harikayım !‘ gibi cümleler yazanların narsist olduğu tespit edildi. Bu kişilerin özgüvenlerinin düşük olduğu öne sürüldü.

Dünya dönüyor sen ne dersen de

İinsanlığın gelişimi ve değişimi her zaman sancılı olmuştur.  Ezelden ebede dünyanın her yerinde bu hep böyleydi. Hiç bir millet yoktur ki yeniliği sorgulamadan kabul etsin. Bugün ders kitaplarında okuduğumuz 1564 yılında doğan Galileo dünyanın döndüğünü ortaya koyan teorileri sebebiyle engizisyon mahkemeleri tarafından yargılanmış ve ömrünü ev hapsinde geçirmiştir. Galileo’nun dediği gibi dünya dönüyor, döndükçe yenileniyor. Bu değişimden kaçmak dünya düzeninde söz konusu bile olamaz. Ayak uyduramazsak, bugüne kadar olduğu gibi ikinci planda dışa bağımlı, bize ne sunulursa onunla yaşamaya devam ederiz.

 

Velhasıl hiçbir şey kusursuz değildir. Eleştirdiğimiz bu neslin yaşadığı dünyayı onlara sunan unutmayalım ki eleştiricileri olan biziz. Tıpkı bizim gibi onlar da kendi oluşturdukları dünyada kendilerinden sonrakileri eleştirecekler. Ağır bir yenilgi tatmak isteyen olursa bu değişime karşı koymaya çalışsın.


Muammer ÖZENEN

ÇEKMEKÖY BELEDİYESİ

Sosyal Medya Uzmanı