Adsız

Troller… Günümüzün tehlikesi tam kavranamayan bir kelimesi. Bu yazıda size İnternet’in olmayan trollerin den bahsedeceğim. Olmayan demişken bu troller cin, hayalet değil tabi ki. Varlar ama kimse algılayamıyor. Varlar ama insanlar onlara trol yerine bir bilgi kaynağı olarak bakıyor. İşte trol kelimesinin gücü ve tehlikesi tamda bu noktada ortaya çıkıyor. Önce trol kelimesinin sosyal medyada ne anlama geldiğine bakalım.

Trol kelimesi Türkçe anlamı ”zarf atmak”, ”yem atmak” olan İngilizce trolling kelimesinden gelmektedir. Troller bulundukları sanal ortamda can sıkıcı, kızdıran, kişisel, milli ve dini değerlere saygı göstermeyen, düzgün ortamı bozan, yalanlara başvurarak tepki toplayan, bir grubu veya tüm grubu hedef alan, aşağılayıcı ve küçük düşürücü paylaşımlar yapan yazardır. Troller bu paylaşımlarla tepki toplamak ve dikkatleri üzerine çekmek için çalışırlar. Sosyal medyada herkesin karşısına bu troller bir kerede olsa çıkmıştır. Özellikle de Twitter’ da. Şimdi gelelim ”ultra trollere. Trollerin yanında çok masum kaldığı bu ultra troller ülkemizin bütün sosyal medyalarında bulunur ve kendilerine medya derler. ”Höd”desen basın özgürlüğü derler fakat bu milleti kandırmaya kışkırtmaya devam ederler. Özellikle bazı medya kuruluşları bu konuda o kadar arsızlaşmıştır ki  utanmadan sıkılmadan bile bile sürekli yalan haber yaparlar. Size bir kaç örnek sunacağım.

27 Şubat 2016 Cumartesi günü Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bir terör sempatizanı genç orada görevli polisin elinden silahını alıp kaçmaya çalışıyor. Peki sözde görevleri gazetecilik olan Cumhuriyet gazetesi ne mi yapıyor ? Haber sunuş şekillerini aynen aktarıyorum. Cumhuriyet gazetesi haberi ”Polis silahı gencin başına dayayıp gözaltına aldı. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde süren kuşatmayı kırmak amacıyla ”Sur’a bir sesde sen ver” sloganıyla yapılan eyleme saldıran polis Ofis semtinde bir gence silah çekti. Polisin gencin kafasına silah dayayarak götürdüğü belirtildi.”  Şu ifadelere bakarmısınız. Bunlar bu ülkeye olan ihanetin bu ülkeye olan nefretin ifadelerinden başka birşey değil. Ayrıca yapılan eyleme polis saldırmış. Kendilerine gazeteci diyen bu iğrenç insanları polislerin yüzlerine nasıl utanmadan sıkılmadan baktıklarını merak ediyorum. Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış. Olayın video görüntüsü ortaya çıktı. Gerçekler gün yüzüne çıktı. Ufacık bir tekzip ile bu olayın tamamen uydurmaca oldugunu yazdılar. Manşet neresi 3. 4. sayfalarda ufacık bir tekzip metni neresi. Tekzip metninde haberi Diha(dicle haber ajansı) dan aldıkları için. Bizde onların yalancısıyız denildi ve olaydan sıyrıldılar. Senin görevin gazetecilik değilmi ? Senin görevin bir olayı araştırıp gün yüzüne çıkarmak değilmi ? Yazık… Kılavuzu karga olanın diye bir laf vardır bizde. Geçelim bir başka örneğe yine Cumhuriyet gazetesi adlı paçavradan. Manşet aynen şöyle:  Türk Firmadan İŞİD’e Bomba

 

9 Aralık 2015 Cumhuriyet gazetesinde  böyle bir haber manşetten  yayınlandı. Haberde Koreli biber gazı firması DaeKwanga İŞİD’e bomba temin ettiği gerekçesiyle soruşturma açıldığını, şirketin Türkiye’ de ki ortağının da şüpheliler arasında yer aldığı öne sürülmüştü. Ancak şirketin avukatı haberin yalan olduğunu söyleyip olayı aydınlığa çıkardı. Bir tekzip hazırladı. Cumhuriyet de bu tekzibi gazetesinde yayınladı. Yayınlanan tekzip metninde, DaeKwang şirketinin IŞİD ile hiçbir bağlantısının olmadığı, şirketin Türkiye’deki ortakları ile beraber IŞİD’e patlayıcı madde temin etmediği ve bu gerekçe ile haklarında açılmış herhangi bir soruşturmanın da bulunmadığı kaydedildi. Yine yalan haber yine Doğan medyası. Gidelim bir başka habere:

 

      15 Mart 2016 tarihli bir Cumhuriyet Gazetesi haberinde, “Zihniyetiniz Batsın” başlığıyla bir toplumsal kesimi hedef alarak, bir Twitter kullanıcısının “Ölenlerin yarısı Cehape’li, diğer yarısı Paralel. O halde sorun yoktur!” dediği iddia edildi. Ancak aynı haber içerisinde, Twitter kullanıcısının Bahçeşehir Üniversitesi’nin Siyasal Bilimler Bölümü öğrencisi olduğunu gösteren bir ibare olduğundan, Bahçeşehir Ünv. Rektör Yardımcısı Twitter’dan bu iddianın doğru olmadığını açıklamıştır. Hatta söz konusu açıklama Cumhuriyet’in aynı haberinde de gözükmekte. Ayrıca Twitter profilindeki başörtülü kız öğrencisi fotoğrafının da internetteki şal, eşarp reklamlarının yapıldığı bir siteden alındığı tespit edilmiş. Sizede biraz tuhaf geldi değilmi. İnsanları aptal yerine koyuyorlar. Bu bilerek ve kasıtlı yapılmış şeyler. Bu sefer yalan haber Chp ‘ den :

 

2014 yılında CHP Genel Başkan Yardımcısı ve sözcüsü Haluk Koç Merkez Yönetim Kurulu toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. Toplantıda birkaç fotoğrafın birlikte olduğu bir tablo göstererek: “Bazı fotoğraflar göstereceğim size. Bunlar çok iç açıcı fotoğraflar değil biliyorum. Bunlar böyle bir grup. Şurayı elimle kapatmak istiyorum hatta. Acımasız görüntüler.. Altta sıfırlama talimatı alan mahdum, bu kişilerle sarmaş dolaş. Yemek yiyorlar, kebap yiyorlar.” dedi. Fotoğraflarda Bilal Erdoğan bir restoranda yemek yerken görünüyordu. Haluk Koç bu fotoğrafları göstererek Bilal Erdoğan’ın IŞİD liderleri ile yemek yediğini iddia ediyordu. Haluk Koç’un iddiasının aksine Bilal Erdoğan’ın Ciğeristan restoranında birlikte yemek yediği kişilerin IŞİD liderleri değil restoranın sahipleri İsmail Kember ve Ali Kember olduğu ortaya çıktı. IŞİD üyesi oldukları iddia edilen restoran sahiplerinin pek çok ünlüyle resimleri mevcut.

 

Bu yalanların ardı arkası kesilmiyor. Biraz araştırma yapsanız ortalıkta bunun gibi çok yalan haber olduğu göreceksiniz. Bu yalan haberler bilerek yapılmış şeyler. O yüzden ben bunlara Ultra trol ifadesini kullandım. Trol kelimesinin anlamını yazımın başında belirtmiştim. Onları tekrar okuduğunuzda İnternet ortamında yalan haber yapan bu kuruluşların ne kadar benzerlik gösterdiğini anlayacaksınız.

HAŞİM SERTAÇ GÖK

GEDİK ÜNİVERSİTESİ TANITIM VE MEDYA BİRİMİ BAŞKANI