hakim ara

Bir zamanlar modem bağlantı sesi vardı, bilenlerin dün gibi hatırlayacağı bu sesi evde, işyerinde ya da internet kafede bilgisayarı açtığımızda duyardık.
Bir de o dönemlerin meşhur Chat odaları ve MSN Messenger iletişim araçları çok kullanılırdı.Hatta internetin en yoğun kullanıldığı günler bu mecralarla hayatımıza girdi. Bu döneme internetin ilk çağı da diyebiliriz. Şimdi gelinen noktaya baktığımızda aradaki farkı daha iyi idrak edebiliyoruz.Toplumun değişimi bu farklılığın bir parçası ama ilk çağda yaşananları bilmeyen yeni nesil aradaki değişimin farkında bile değil.

Bir de kuşak çatışması durumu var .Yeni nesil ile eski nesil arasında kuşak çatışması her zaman yaşanabiliyor, bu kaçınılmaz bir durum tabi ama bunun için ipin ucunu kaçırmamak adına arada sırada farklı nesillerle de bir arada olmaya çalışmak gerekiyor. Yoksa birbirimizi hiç anlamadan birlikte yaşamaya devam edeceğiz.

Fotografını Facebook’a ekledikten sonra ‘‘Fotoğrafımı beğenir misin ? ‘’diyen ergen kitlemiz var.Bunu da çok ciddiye alarak yapıyorlar aslında, onlar için o kadar önemli yani. Twitter programını yeni kullananlar ilk zamanlarda mention yaparak attıkları tweetlerin sadece o kişiye giden bir mesaj olduğunu düşünüyorlardı. O dönemlerde buna örnek gündemler de oluşmuştur. Ama yeni nesil bu konuda gayet başarılı.

Yazmak mı yoksa konuşmak mı? Yazmak ile konuşmak çok farklı bir durum. Kişiler bir konu üzerinde karşılıklı olarak konuştuğunda mimiklerinden, ses tonundan olaya verecekleri tepki ile yazışarak birbirlerine verdikleri tepki aynı değildir .Bunun bir çok örneğine sosyal medyada şahit olmuşuzdur. Yazışmak olayı farklı bir boyuta taşırken , karşılıklı iletişimde ses tonu ile hareketlerin bütünleşeceğinden olayın daha kısa zamanda yanlış anlaşılma olmadan çözülmesini sağlar.

hakim kapak

Web 1.0 internetin tek taraflı olduğu dönem kullanıcılar sadece okuyucuydu, yani sadece bilgiyi tüketen konumda kullanıcı vardı, daha doğrusu bu kadarına izin verilen bir kullanıcı topluluğu da diyebiliriz.Bir tarafta web sayfasını hazırlayan diğer tarafta onu kullananlar yani tek yönlü bir etkileşim söz konusuydu. Mesela o dönemlerde kahkaha.com da yazılan şakaları biz gülmek için açıp bakabiliyorduk ama biz gülmek için birşey ekleyemiyorduk. Yani sadece alan tarafız bir nevi bakkal mantığı vardı. Web 2.0 da daha interaktif bir ortam mevcut. Web 2.0 ile süpermarket mantığına geçiş yapılmış oldu. Bu noktadan sonra Web 2.0 ile kontrol insanın eline geçti de diyebiliriz.

Sosyal Medyaya sesini duyurmak isteyen, bir şeyler üreten ya da sunan kişiler açısından bakarsak eskiye oranlı değişimi görebiliriz. Mesela bir köyün çobanını düşünelim kimle neyi paylaşabilir? Belli bir çevrenin içinde olduğundan iletişim halkası da kısıtlıdır.

Web 2.0 ise şehir insanı gibidir, fikrini bir çok kişiyle paylaşabilir. Twitter, Facebook ve Instagram sosyal medya hesapları kendimizi tarif etmek adına en çok kullandığımız mecralar haline geldi.

Sosyal medya hesaplarımızda kendimiz ile ilgili paylaşımların detayına dikkat etmezsek hırsıza bile davetiye çıkaracak detayları paylaşmaya devam edeceğiz. Mesela Almanya’da sosyal medyada kişiler kendileri ile ilgili paylaşımlar yapmıyorlar .Biz de ise tam tersi 3 gün şurada olacağım, şu kişilerle birlikteyim, evde kimse yok gibi paylaşımların ilerleyen zamanda bizlere olumsuz dönüşleri olabilir.

Artık herkesin sosyal medyada bir kimliği var yani kendi kimliğimiz oluşmuş durumda, kişilerin işe alımlarında sosyal cv’lerinin değerlendirilmesi gibi. İnsanlar sizi tanımak için sosyal medya hesaplarınızı inceliyorlarsa, bu mecralarda oluşmuş bir kimliğiniz mevcut demektir ve paylaşımlarınız da o kimliğinizin bir parçası. Anlık paylaşımlarımız, kullandığımız resimler önemli, çünkü bu gibi paylaşımların geri dönüşü olmuyor. Kısacası geçmişi silemiyoruz!