ozgur-kaniGeçmişten bu güne değişmeyen tek şey Aristo’nun da dediği gibi insanın doğası gereği bilmek istemesidir. Özne ile nesne arasındaki ilişkiye bilgi denir(di) ama özne ile nesne arasına artık o kadar çok şey girdi ki ne özne o eski özne ne de bilgi o eski bilgi. Öncelerde bilmek isteyen insan sınırlı kaynaklardan sınırsız bilme ihtiyacını gidermeye çalışıyordu. Sonra insanın karşısına eşik bekçileri çıktı ve neyi nasıl ve ne kadar bileceğine karar verdi. Tüm bu olan ve bitenler karşısında insan doğası gereği bildiğini sandı ömrü boyunca. Ömür böyle giderdi ama ömürler böyle gitmemeliydi, biri buna dur demeliydi.

1966 yılında üniversiteyi bitiren Cerf, doğuştan işitme engelli olan Sigrid ile tanıştı ve ona büyük bir tutkuyla bağlanarak evlendi. Eşini çok seven Cerf, onun dış dünya ile iletişim sağlayamamasına çok üzülüyor ve buna bir çözüm bulmak istiyordu. Ne yaparsan yap aşk ile yap sözünden mi yola çıktı bilinmez ama aklına gelen bir fikir ile araştırmalara başlayan Cerf, şu an milyonlarca kullanıcısı olan dev bir ağın mucidi olarak anılmakta. Bu icat sonrasında yukarıda anlattığımız olay tersine dönmüş ve yavaş yavaş sınırsız kaynaklardan sınırlı bilme ihtiyacı doğru bilgilerle giderilmeye çalışılmıştır.

”Hoax+Troll=Dezenformasyon”

Başlıkta yazmış olduğumuz formül dünyanın her yerinde geçerlidir. Ve aşağıda okuyacağınız örnekler de bu formülün geçerliliğinin kanıtıdır.

Facebook paralı oluyor.
Bebek yiyen Çinliler.
Dine küfreden kızın sonu.
9 kişiye göndermemiz için atılan mesajların yerine ulaşamadığından mıdır bilinmez ama bu örnekler dezenformasyonun ne ilk ne de son örnekleridir.
19 Mayıs kutlamaları sırasında İstanbul Şişli’de çekilen Türk Bayrağı fotoğrafı Gaziantep’te çekilmiş gibi Facebook’ta yayınlandı ve binlerce kez paylaşıldı. Fotoğrafı çeken Mustafa Küçük sosyal medyadaki dezenformasyona dikkat çekti ve fotoğrafın öyküsünü anlattı.

http://www.yazete.com/gundem/sosyal-medyada-tehlikeli-dezenformasyon-580208.html

”Dezenformasyonun halka anlatılması”

Adam trafikte çok süratli bir şekilde giderken polise yakalanır. Kenara çeker arabadan iner:

– Buyrun memur bey

– Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?

– Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular, memur bey.

– Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?

– Araba benim değil memur bey, çaldım ben bu arabayı

– Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız öyle mi?

– Evet memur bey, durun bir dakika torpido gözünde ruhsat olacaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bir şeyi gördüm galiba.

Polis iyice şaşırır:

– Torpido gözünde silah mı var? !

– Evet memur bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum.

– Bir de bagajda ceset mi var?

– Evet memur bey.

Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar. Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli, temiz, hiçbir anormallik yok. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok. Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne başka bir şey var. Bunun üzerine ekipler amiri “çok garip, sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bir kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz…”

Adam güler: İnanamıyorum. O şimdi benim için “aşırı hızlı gidiyordu” da demiştir…


Özgür KANİ

İBB MEDYA A.Ş.

Radyo Program Sorumlusu